geldim, geldim.. şükür kavuşturana. iş yerindeki inanılmaz yıl sonu temposu sebebiyle ancak geldim. kusuruma bakmayınız artık. biriken şeyler var tabi. bir yığın fotoğraf...
son iki haftada nisan'da hızlı bir değişiklik söz konusu. iki hafta öncesine kadar elimizi bırakmadan yürümezken, şimdi elimizi tutmak istemiyor. tek başına yürüyor artık. önceleri bir cesaretlendirmeye çalışırdık. o elimizi tuttuğunda bir bıraktırıp yalnız yürütmeye çalışırdık. çok şükür cesareti geldi kendine. malum havalar inanılmaz soğuk, pek fazla dışarı çıkamıyoruz. kuzucuk da evin içinde o odadan diğer odaya, biraz salon, biraz banyo sürekli hareket halinde. nisan emekleme dönemindeyken annemler de biz de evde salona yorgan serip oyuncaklarıyla oynaması için alan yaratıyorduk.son bir kaç aydır, yani el tutarak yürümeye başladığından beri yorganın üzerinde pek vakit geçirmiyordu. oyuncakları artık eski cazibesini yitirdiği ve aklı sürekli yeni birşeyler keşfetmekte olduğu için, biz de yorganları kaldırdık. artık küçük hanım evin içindeki özgürlüğünü ilan etti.
nisan'daki diğer gelişme ise konuşmayla ilgili. inanılmaz bir hızla gelişiyor dili. önceleri bir şeyi söylemesini istediğimizde umursamazdı, başka şeylerle ilgilenirdi. şimdi ise söylediğimizi tekrar etmeye çalışıyor. istediği veya ihtiyacı olan herşeyi net bir şekilde söyleyerek veya hareketleriyle bize anlatabiliyor. yeni kelimler ekledi sözlüğüne. tabi bazıları nisanca :)
çag: elini uzatıyor çak yapmak için :)
mu: muz
düüü: araba
onu: onur
otu: otur
aya: hala
baapis veya babapis: ali babanın çiftliği şarkısını söyleyelimmiş :) daha bir yığın şey var da aklıma geldikçe yazarım.
evde bir çantası vardı minik, halası öğretmiş koluna takıp yürümeyi, alıyor çantasını akıyor koluna, odadan odaya pilli bebek gibi poposunu sallaya sallaya yürüyor. enteresan bir çocuk, peluş oyuncaklarını inanılmaz seviyor. sarılıyor onlara, öpüyor, kokluyor. biberonundan su veriyor onlaraaa... fakat bazen de eserleri geliyor. mesela geçne hafta mıydı ondan önceki mi hatırlayamadım, elindeki kumandayla dövdü teker teker :)) şimdi yürüyor ya ufaklık, bazen dengesini kuramayınca düşüyor, nadir de olsa vuruyor bir yerini, ağlıyor falan, sonra tutuyor beni elimden götürüyor olay mahaline. gösteriyor vurduğu yeri. eh eh yapıp dövecekmişim. ben de eh eh yapıyorum o mutşu oluyor. babası da bana kızıyor. çocuğa şiddet içeren hareketler yapmayacakmışım :))
piyanonun başına geçmeye bayılıyor. minnak barnaklarıyla tuşlara basarken bir taraftan kafasını sallıyor, bir taraftan kendini alkışlıyor. alkışlanmaya bayılıyor zaten. birimiz alkışlamayalım, onu alkışlamayan varsa teker teker herkese alkışlatıyor kendini.
annemim arkadaşlarıyla bulutuğu günlere gidiyor nisan hanım. orda teyzeleri güldükçe bizimki de kendi kendine kahkaha atıyormuş onlarla :)) çok komik benim çucuuum.
sonraaaa, öksüren biri görmesin hemen o da öksürüyor. annem varsa ortamda(ağzını kapatarak öksür nisancım dediği için) ona bakıp ağzını kapatarak öksürüyor. sonra yine gülüyor kendi kendine.
bizi gıdıklamaya bayılıyor. elini uzatıyor hemen çene altından gıdıklıyor, ona da gülüyor.
annem saçları düzeltmeyi öğretmiş. saçlarını düzeltirmisin nisancım der demez hemen elinin tersiyle saçlarını kaldırıyor gözünün önünden.
bu kadar zaman geçti aradan yazmayalı. bir yılbaşı geçirdik. yılbaşı ağacı kuruldu annemlerde. noel babayı gördükçe üzerinde, baba baba deyip durdu bizimki. yılbaşı için kırmızı kırmızı kıyafetler aldım minnoşa. giydirdik o gün. ikinici uykusunu geç uyuttuk ki akşam bizimle dayanabilsin geç vakte kadar diye. nitekim dayandı da kendini bile aştı. önce babane'ye gittik. orada bir posta kudurdu. saat 22:30'a kadar onlarla beraberdik. oradan annaneye geçildi. kendi aramızda 24:00'ü görmez diyorduk ama öyle böyle derken 24:00'ü gördü yeni yıla öpüşe koklaşa girdik. artık uyku başına iyice vurunca eve göndük. 24:30'da evdeydik. hemen uyudu kıyamam.ertesi günü de önce evde, sonra annanede maaile güzel bir gün geçirdik.
iki hafta önce nisan'ın iştahsızlığı vardı. hatta hiç birşey yemiyordu. dişlerinden zannediyorduk ama asıl sebebi başkaymış. idarar yollarında enfeksiyon varmış. idarar tahlili, kültürü yapıldı. hemen antibiyotiğe başladık. 10 gün içti antibiyotiğini. pazartesi doktor kontrolü vardı. doktoru tekrardan bir tahlil istedi. bu arada, geçen sefer gittiğimizde kilo vermişti. şimdi o açığı epeyce kapattığını gördük. ama boy aynı. tahlil sonucu da dün çıktı. bir problem yokmuş, herşey normale dönmüş çok şükür.
izmir'in soğukları başladı başlayalı evden çıkamaz olduk. geçen cumartesi onur teyzesi istanbul'dan gelmiş. onu görmeye gittik. pek mutluydu. pazar tüm gün evdeydik. çok güzel oyunlar oynadık, benim şarkı söylememe bayılıyor. bildiğim bütün çocuk şarkılarını arka arkaya sıralıyorum ben de. kırmızı balık ve ali baba favorisi :)
dişler arka arkaya geliyor bu arada. üst azılardan biri tamamen çıktı, diğerinin ucu gözüküyor. alt azılar şişmiş. onların da patlaması an meselesi. herşeyi eliyle yemeyi seviyor nisan. ayrıca herşeyi tatmak istiyor. yılbaşında börülce piyazı yedi mesela. ondan önceydi sanırım iç pilav yedi. babasına benzeyecek sanırım yemek konusunda. malum bendeniz yemek konusunda oldukça ön yargılı ve huysuz olduğumdan, babasına çeksin daha iyi :)
ve son olarak yılın olayını açıklıyoruuuuum!!! dınınınııııın :) artık nanne falan değilim. resmen anneyim :)) kızım bana artık çok net bir şekilde anne diyor. sanırım bir kelime bir insanı ancak bu kadar mutlu edebilir. güzel bebeğim benim yaaa :))
şimdilik bu kadar. işlerim hafifledi şu aralar. yine yazacağım kısa zaman içinde. aaaaa söylemeyi unuttum. ben terfi ettim. eski işlerimi devir teslim yaptım. geçen yıla ait yapmam gerekenleri yeni bitirdim ve bu gün itibariyle yeni görevime başlıyorum. kızımın uğuru diyelim mi? :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder