bu kısmı hızla atlıyorum ve cuma gününe geliyorum. cuma akşamı nisan hanımla parka gittik, sıcaktı mıcaktı ama çok da umurumuzda olmadı doğrusu. cumartesi ise kızımla ilk defa evimizde bir gündüz geçirdik. beraber alış veriş yaptık, sonra televizyonumuzun karşısına sehpaya soframızı kurdum, beraber kahvaltı yaptık. oyun oynadık, ben bir taraftan ev işi yapmaya çalıştım. ama oldukça verimli bir gündü. gündüz uykusundan uyanınca arda geldi ve hemen toparlanıp ayfuş'ların çiftliğe gittik. nisan için gerçekten güzeldi günün geri kalanı. keçiler, inekler, koyun, kuzu, kedi... ne ararsan vardı ve nisan zevkten bayıldı. dalından armut kopardık, yedik. nisan traktöre bindi, hamakta sallandık.. ayfuş, mutlucan, mıstık, babane, dede, öteki dede, bobo, anne, baba.. nisan'a bayram vardı. yine kudurdu, fırtına gibi esti :) akşam yemeğinden sonra evimize dönerken nisan kuşu yolda sızdı, eve gelince uyandı. nasıl bir tezat? yolda uyumayaydı da evde sızaydı. neyse üstün çabalarımızla tekrar uyudu küçük hanım. ama huzursuzdu gece. sabah da oldukça geç kalktı. uzun zaman sonra ilk defa saat 9'da uyandık hepimiz. annane ve dede geldi kahvaltıya. gelirken, onlarda duran ve kullanılmayan salıncağı da getirdiler. balkonumuza kurduk. oooh, efil efil sallanıyor orada artık. öğle uykusu yine sarktı evde annemle babam olunca, aklı onlarda kaldı. uyuyup uyanınca da hep birlikte optimuma gittik. orada ise kendini aştı resmen :) oyuncaklara bindi, çocuk oyun alanında oynadı, aktivite bölümünde, boyama kitabı boyadı falan filan. ama eğlendi. akşam da erkenden uyudu. işlerin inanılmaz yoğunluğu sebebiyle ayrıntıya giremedim. bu hafta bir daha yazmaya çalışacağım kendimi affettirmek için :)
30.07.2013
gelelim geçen haftaya
geçen hafta benim doğum günü haftamdı. ne yaptık derseniz, hiçbir şey :( İş yerinde pasta kestik, o kadar. akşam da evde star wars izlemeye devam ettik.
ahhhh! yine dişler
ciddi ciddi sıkıntıdayız yine. iki haftadır yine el ağızda dolaşmalar başlamıştı ama en son çıkacak azıların çıkmasına daha çok var nasılsa deyip hiç yormadım doğrusu. malum ikinci azıların ilki 23-24 aylıkken çıkıyor. ee nisan hanıma ne oluyor bakalım? böyle erkenden diş çıkarmacalar? huysuzlukları olunca, bir bakayım şu dişine senin dedim. aaaaa! sağ azının ucu görünüyor. hımmm! tam dişlere bir süre ara, huzura kavuştuk derken, hadiii sil baştan. iştah azaldı, uykular garipleşti. allah'ım en kötüsü bu olsun inşallah.
nisan kuzusu artık kendi yatağında uyuyor. artık ayakta sallanmak istemiyor. en azından geceleri. gündüz annemler hala sallıyorlar ama gece inatla sallanmak istemiyor. işim biraz daha uzuyor ama inanın daha mutluyum. ve bu kendi isteğiyle oldu ona daha da mutluyum. sallayarak uyutmaktan ben de hoşnut değildim. şimdi uyku zamanımız dokuzdan dokuzbuçuklara uzuyor benim odada kapanma zamanım daha da fazla artıyor. ama gittikçe bu sürenin, yani uykuya geçiş süresinin daha da kısalacağını umuyorum. gün geçtikçe daha çabuk uykuya dalacak bence. şimdi her zamanki rutinlerimiz tekrarlanıyor uyku öncesi. banyosunu yapıyor ve sütünü içiyor ve yatağımıza gidiyoruz. ben ona şarkı söylüyorum, o sürünüyor, tepiniyor, dönüyor, vırvır konuşuyor ama eninde sonunda uyuyor.
geçen hafta cumartesi, pazar günü melis'in doğum günü için alış veriş yapmaya gittik. carrefour'a gidildi. tabii ki nisan girer girmez oyuncakçıya daldı. onu aldı, ötekini bıraktı. dükkanın altını üstüne getirdi. melis'in doğum günü hediyesini alınca, biraz daha dolaşıp nisan'ın uyku vaktine yetişmek için eve döndük. küçük hanım uyurken babası geldi. uyanır uyanmaz tekrardan bir carrefour turuna gidildi. bu sefer babaya alış veriş için. yemek ye, şu bu derken akşam oldu bile, eve döndük. bu aralar star wars serisine odaklandık. boş kaldıkça seriyi bitirmeye çalışıyoruz. ben sinemada izledim her bölümü, arda ise hiç izlememişti. iş yerindeki arkadaşım sağ olsun seriyi verince bomba oldu bizim için. yine kendimi jedi zannediyorum o ayrı mesele :)
neyse, pazar günü sabah kahvaltı, oyundur, şudur, budur derken nisan'ın uyku saati geldi. ama çocuğum bir türlü uyumuyor. ayağımızda sallamıyoruz ya küçük hanımı artık,yatakta dön babam dön uyumaz. saatler geçti resmen, sinirlerim gerildi iyice. saat 13'te uyuyan çocuk iki saat rötar yaptı resmen. geç uyudu geç uyandı. melis'in doğum gününe geç gittik. ama değişiklik oldu en azından. oradan çıkınca geç uyandı, biraz parka gidelim yoralım dedik. parkta kudurdu biraz ama elbette ki yorulmadı. yorulmuyor da zaten. enerjisi hiç bitmiyor. tam bitti zannettiğin anda, daha büyük bir enerjiyle geliyor :) akşam çok geç yattı. uyuduğunda ben resmen bitmiştim. sinirler zıpzıp zıplıyordu. enteresan bir hafta sonuydu :)
nisan kuzusu artık kendi yatağında uyuyor. artık ayakta sallanmak istemiyor. en azından geceleri. gündüz annemler hala sallıyorlar ama gece inatla sallanmak istemiyor. işim biraz daha uzuyor ama inanın daha mutluyum. ve bu kendi isteğiyle oldu ona daha da mutluyum. sallayarak uyutmaktan ben de hoşnut değildim. şimdi uyku zamanımız dokuzdan dokuzbuçuklara uzuyor benim odada kapanma zamanım daha da fazla artıyor. ama gittikçe bu sürenin, yani uykuya geçiş süresinin daha da kısalacağını umuyorum. gün geçtikçe daha çabuk uykuya dalacak bence. şimdi her zamanki rutinlerimiz tekrarlanıyor uyku öncesi. banyosunu yapıyor ve sütünü içiyor ve yatağımıza gidiyoruz. ben ona şarkı söylüyorum, o sürünüyor, tepiniyor, dönüyor, vırvır konuşuyor ama eninde sonunda uyuyor.
geçen hafta cumartesi, pazar günü melis'in doğum günü için alış veriş yapmaya gittik. carrefour'a gidildi. tabii ki nisan girer girmez oyuncakçıya daldı. onu aldı, ötekini bıraktı. dükkanın altını üstüne getirdi. melis'in doğum günü hediyesini alınca, biraz daha dolaşıp nisan'ın uyku vaktine yetişmek için eve döndük. küçük hanım uyurken babası geldi. uyanır uyanmaz tekrardan bir carrefour turuna gidildi. bu sefer babaya alış veriş için. yemek ye, şu bu derken akşam oldu bile, eve döndük. bu aralar star wars serisine odaklandık. boş kaldıkça seriyi bitirmeye çalışıyoruz. ben sinemada izledim her bölümü, arda ise hiç izlememişti. iş yerindeki arkadaşım sağ olsun seriyi verince bomba oldu bizim için. yine kendimi jedi zannediyorum o ayrı mesele :)
neyse, pazar günü sabah kahvaltı, oyundur, şudur, budur derken nisan'ın uyku saati geldi. ama çocuğum bir türlü uyumuyor. ayağımızda sallamıyoruz ya küçük hanımı artık,yatakta dön babam dön uyumaz. saatler geçti resmen, sinirlerim gerildi iyice. saat 13'te uyuyan çocuk iki saat rötar yaptı resmen. geç uyudu geç uyandı. melis'in doğum gününe geç gittik. ama değişiklik oldu en azından. oradan çıkınca geç uyandı, biraz parka gidelim yoralım dedik. parkta kudurdu biraz ama elbette ki yorulmadı. yorulmuyor da zaten. enerjisi hiç bitmiyor. tam bitti zannettiğin anda, daha büyük bir enerjiyle geliyor :) akşam çok geç yattı. uyuduğunda ben resmen bitmiştim. sinirler zıpzıp zıplıyordu. enteresan bir hafta sonuydu :)
15.07.2013
kükeeee! diye çağırdı kuki'yi. yanına gelince de kaçtı :)
bakışa bak yaaa allah'ıııım :))
annemlerdeki küçük faaliyet alanı
roman mısın kızım sen? hem çalıp, hem oynuyorsun, töbeeee!
işte böyle enteresan dans figürleri var, babası kılıklı :)
sallanmak ciddi iştir :)
küççük chopin
ve uyurken bir melek benim kızım :)
cumadan konuşmuştuk arda'yla, cumartesi akşamı kimseyi ziyarete gitmeyeceğiz, bari kendimize ayıralım. nisan'ı annemlerde uyuttuktan sonra, karı-koca baş başa dışarı çıkalım. gezelim tozalım, eğlenelim, coşalım diye. ooo süper fikir dedim. cumartesi sabahtan anneme de söyledim o da olur dedi. hey beeeee! akşama eğlence vaaaar! hiç bir şeye niyet etmememiz gerektiğini, niyet etsek de nisan'ın yanında dillendirmememiz gerektiğini o akşam anladık efenim. ne mi oldu?
arda işten geldi, yemek yedik hep birlikte, yemekten sonra annemin alt kattaki komşusu geldi. nisan pek bir sever kendisini. aman bir pozlar, bir şımarmalar, bir tavırlar anlatamam. vakit uyku vaktine yaklaşınca, nisan'ı yıkayalım dedik. yıkadık, kuruttuk, sütünü yaptık, içti. buraya kadar her şey normal, olması gerektiği gibi. ama nisan'ı sallamaya başladım, yok, çocuk uyumuyor. tam dalacak gibi oluyor, kalkıyor, hoooop sil baştan. bu defalarca tekrarlandı. annemi istedi yanına, olmadı. arda'yı istedi yok onunla da uyumadı. ben gerildim. her zaman alışkın olduğu yer annemlerin evi ama herhalde akşam orada uyumaya alışkın olmadığı için uyumuyor, hadi kendi evimize gidelim dedim. annemi de aldık, eve döndük. evde tekrar süt yaptık, içti. sallamaya başladım, yok yine uyumuyor. ağlıyor, zırlıyor. vakit iyice geç oldu. dışarı çıkmak istemekten ziyade, artık uyusun istiyorum. onun uyku saatine göre epey kaydı rutinimiz. en sonunda 22:15 gibi sızdı. ben de dışarıya çıkmaya istek kalmadı. annem, kırk yılda bir çıkıyorsunuz, hadi bak uyudu hazır çıkın gidin dedi. tamam dedim isteksizce. hani çıkmasak daha bile mutlu olacaktım. çıktık neticede. eğlence meğlence istemez yürüyüş yapalım, kafa boşaltalım yeter dedim. öyle de yaptık. bir saat sonra döndük eve. neden olduğunun teşhisini tam olarak koyamasam da, tezlerimden biri yanında, onun yanında, "akşam anneyle baba dışarıya çıkacaklar" konuşmasının bir kaç kez tekrarlanmasıydı. bence anladı ve o yüzden de uyumak istemedi. bir daha bakalım ne zaman baş başa bir yere çıkarız ya da böyle fırsatımız olur? :(
arda işten geldi, yemek yedik hep birlikte, yemekten sonra annemin alt kattaki komşusu geldi. nisan pek bir sever kendisini. aman bir pozlar, bir şımarmalar, bir tavırlar anlatamam. vakit uyku vaktine yaklaşınca, nisan'ı yıkayalım dedik. yıkadık, kuruttuk, sütünü yaptık, içti. buraya kadar her şey normal, olması gerektiği gibi. ama nisan'ı sallamaya başladım, yok, çocuk uyumuyor. tam dalacak gibi oluyor, kalkıyor, hoooop sil baştan. bu defalarca tekrarlandı. annemi istedi yanına, olmadı. arda'yı istedi yok onunla da uyumadı. ben gerildim. her zaman alışkın olduğu yer annemlerin evi ama herhalde akşam orada uyumaya alışkın olmadığı için uyumuyor, hadi kendi evimize gidelim dedim. annemi de aldık, eve döndük. evde tekrar süt yaptık, içti. sallamaya başladım, yok yine uyumuyor. ağlıyor, zırlıyor. vakit iyice geç oldu. dışarı çıkmak istemekten ziyade, artık uyusun istiyorum. onun uyku saatine göre epey kaydı rutinimiz. en sonunda 22:15 gibi sızdı. ben de dışarıya çıkmaya istek kalmadı. annem, kırk yılda bir çıkıyorsunuz, hadi bak uyudu hazır çıkın gidin dedi. tamam dedim isteksizce. hani çıkmasak daha bile mutlu olacaktım. çıktık neticede. eğlence meğlence istemez yürüyüş yapalım, kafa boşaltalım yeter dedim. öyle de yaptık. bir saat sonra döndük eve. neden olduğunun teşhisini tam olarak koyamasam da, tezlerimden biri yanında, onun yanında, "akşam anneyle baba dışarıya çıkacaklar" konuşmasının bir kaç kez tekrarlanmasıydı. bence anladı ve o yüzden de uyumak istemedi. bir daha bakalım ne zaman baş başa bir yere çıkarız ya da böyle fırsatımız olur? :(
pazar günü, sabah erkenden nisan tarafından uyandırılan ebeveynler, hemen yola çıkmak üzere işe koyuldular. nisan'ın yolda kahvaltısını yaptırmayı düşündüm. ardacım kahvaltısını hazırladı. ben de çantasını hazırladım. iş bölümümüz başarıyla tamamlandı. nereye mi gidiyoruz? çiftliğeeee! ama endişelerim devam etmiyor değildi. gidiyoruz ama nisan orada uyur mu? uykusunu alamazsa bana sarar mı? yemeğini yer mi? güneşten yanar mı? hayvanlardan korkar mı? falan falan... sonra ooooof dedim ne düşünüyorsun? ne olacaksa olur, ne yaşanacaksa yaşarız. bir terslik olursa döneriz eve geçen hafta ki gibi :)) evet, öğle uykusunda beni epey bir zorladı. kalktı yattı, ağladı, sinirlendi ama en sonunda uyudu. uyku harici neler yaptı? koşturdu, kedilerin peşinden, koyunların peşinden... ağaçlardan şeftali topladı, sonra afiyetle bir güzel yedi. ayfuş deme rekoru kırdı. tezeklere bastı, üstü başı bok içinde kaldı. yeni doğmuş kuş gördü. kapının önünden güldür güldür akan suyu deniz zannetti, giricem diye tutturdu. giremeyince ayaklarını soktu... ama mutluydu, hem de çok :) eve dönerken de arabada sızdı kuşum, babasının ninnileriyle.. güzel bir pazar, yorucu ama güzel..
nisan'ın konuşmasıyla ilgili gelişmeler her geçen gün artıyor. artık her şeyi söylüyor. yarım yamalak da olsa söylüyor. migros'un kangurusunu görünce hemen başlıyor anneee! bak, kangurgu :) makarna yerine makaka diyor. bizim söylediğimiz her şeyi tekrar eden bir papağan oldu. sanki benim sesimin yankısı mubarek :) ama, nasıl zevkli, nasıl eğlenceli onun o yarım yamalak kelimeleri.. nefis şarkılar söylüyor bize, aliba favorisi, yani alibaba :) yani alibaba'nın çiftliği :) twinkle twinkle little star bana eşlik ettiklerinden. aslında daha önceden aşina olduğu her şarkıya eşlik ediyor. müthiş dans ediyor. daha önce de söylemiştim. ilgi çekmekten o kadar büyük keyif alıyor ki. dans edince herkesin bakışları onda toplanıyor ve herkes onu alkışlıyor ya, bizim kinin ağzı kulaklarına varıyor resmen. bir gün şuraya video yüklemeyi becerebilirsem size izleteceğim dansını söz.
hadi şimdi en son fotoğraflarını yüklüyorum. öptüm :)
nisan'ın konuşmasıyla ilgili gelişmeler her geçen gün artıyor. artık her şeyi söylüyor. yarım yamalak da olsa söylüyor. migros'un kangurusunu görünce hemen başlıyor anneee! bak, kangurgu :) makarna yerine makaka diyor. bizim söylediğimiz her şeyi tekrar eden bir papağan oldu. sanki benim sesimin yankısı mubarek :) ama, nasıl zevkli, nasıl eğlenceli onun o yarım yamalak kelimeleri.. nefis şarkılar söylüyor bize, aliba favorisi, yani alibaba :) yani alibaba'nın çiftliği :) twinkle twinkle little star bana eşlik ettiklerinden. aslında daha önceden aşina olduğu her şarkıya eşlik ediyor. müthiş dans ediyor. daha önce de söylemiştim. ilgi çekmekten o kadar büyük keyif alıyor ki. dans edince herkesin bakışları onda toplanıyor ve herkes onu alkışlıyor ya, bizim kinin ağzı kulaklarına varıyor resmen. bir gün şuraya video yüklemeyi becerebilirsem size izleteceğim dansını söz.
hadi şimdi en son fotoğraflarını yüklüyorum. öptüm :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)























































































