üzgünüm ama gerçekten yeni fırsat bulabildim. sakın seni ihmal ettiğimi düşünme minnoşum, çünkü sana ait yığınla resim, yaşanmışlık biriktirdim de geldim.
bir kere ayın başından beri doğum günün için kafa yoruyorum. epey kalabalık olacağımız için evde yapmamaya karar verdik. eğer davet ettiğimiz herkes gelirse 50 büyük 15 küçük olucaz. evimize de sığmamız imkansız bu durumda. çok cici bir kafe ile anlaştık. incirin altı. karşıyaka'da hatta evimize de çok yakın diyebilirim. bir yığın yerle konuştuktan sonra buraya karar verdik. malum sen her yerde uyumuyorsun ve uykun geldiğinde de çaki'ye dönüşüyorsun ya! böyle en azından eve yakın uykun gelse bile rahatça seni uyutup döneriz diye düşünüyorum. pastan, parti süslemelerin, palyaçon, elbisen, ayakkabın, her şeyin hazır. cumartesiyi bekliyoruz artık. ilk yaşını kutlayacağız, ne güzel :)
bütün bunlar organize edilirken, bir taraftan da kurban bayramı tatili atlattık. 29 ekim kutladık. ayfuş'un doğum günü, Ermuş'un doğum günü ve Tolgacığım'ın doğum gününü kutladık. tatil hepimize iyi geldi. kuzucuğumla 24 saat beraber olmak harikaydı benim için. nisancık yine kalabalıklara karştı, yabancılık çekmedi ama devreleri yandı eminim. tamam, aslında gerçekten meraklı ve çok hareketli bir kızım var ama bayramda bir dediği iki edilmeyince, her istediği emir sayılınca, bayram sonunda evrim geçirmiş bir çocuk vardı karşımızda. her şeyi isteyen, her şeyi gösteren.. gösterdiği veya istediği şey yapılmadığında veya verilmediğinde zırıl zırıl ağlayan. ne kadar hayır dersen de bildiğini okumaya çalışan. amaaaaa nedir? her güzel şeyin bir sonu vardır. bayram bitti, nisan'ın hükümdarlığı bitti. devrik liderim benim :) anneanneye ve dedeye teslim edildi, tekrar hizaya girecektir diye düşünüyorum.
bir kaç hafta önce burak'tan, poyraz'ın yürütecini istedim, getirdi sağolsun. ki benim ciddi ciddi yürüteç almayacağım demeçlerim vardı. bir kez daha büyük lokma ye, büyük laf etme dedim kendime. iyi ki getirmiş, bayramı onun tepesinde geçirdi diyebilirim. yerlerde sürünmesinden iyidir. şov yapıyor artık resmen. sadece bazen, bazı kör noktalarda sıkışıp kalıyor, ordan kurtulmayı öğrenemedi. yürümeye gelince hala birşey yok. beklemedeyiz. çok nadir olarak hiç bir yere tutunmadan 2-3 saniye durabiliyor. ama sanırım emeklemek veya sıralamak daha kolay geliyor. hala ayaklarını tam basmıyor. balerin gibi kızım. ayakkabıdan nefret ediyor. ayakkabıyı görmesi yetiyor kıyametin kopması için. çözülmesi gereken bir problem bence bu. doğum günü hediyesi olarak bir spor ayakkabı almayı planlıyorum kuzuya.
iki hafta önce nisan kuşu ilk kez vapura bindi, ilk kez kemeraltına gitti. o gün nisan'ın keyfine diyecek yoktu doğrusu. vapurdan inerinmez baloncu amca gördü, ıh ıh ıh gösterdi istediği balonu, fotoğrafladım tabi ki, görürsünüz ekleyince. boyu kadar balonuyla mutlu mesuttu. kemeraltından doğum günü için süslemeler aldık. dönerken ykm'ye uğradık, doğum günü için elbisesini de aldık. aslında aklımda onu uğur böceği yapmak vardı ama.. ben istiyorum diye çocuğumu şebek mi edeyim dedim, normal bir elbise almakta karar kıldım. kırmızı şirin bir elbise aldı halası kızıma. annanesi kırmızı babetlerini aldı. şipşirin bir doğum günü çocuğu olacak tatlım benim.
kelime haznesine yenilerini ekledi bizim sıpa. ejderha diyor. ne güzel değil mi? anne de anne! ama yok ejderha. su diyor, bazen de us diyor. sakıza bakıp parmağını burnuna koyup 'suç' diyor. sus demekmiş o. çok net 'gel, al, ver, aç, baba, dede, arda, bir, üç, beş, pis, pisipisi' diyor. 'çiçi' diyor ki o çiçek demekmiş, 'aaaç' ağaçmış ve 'aaaayiiiiiiii' var ki en bombası bu hayır demekmiş. genelde bunu ağlayark söylüyor, parmak havada sallana sallana aaayiiiii, aaaaayiiii. ve kuvvetle muhtemel bunu söylemesinden on saniye önce bir şey istemiş ve ben hayır demiş oluyorum.
yarın yeniden ayrıntıları yazarım diye düşünüyorum. cuma izinliyim. doğum günü için börek çörek hazırlanacak. o sebeple, yarın yazdım yazdım yoksa yine haftaya pazartesiye kalır. ama fotoğrafları bu gün ekleyeceğim söz :)
31.10.2012
9.10.2012
8.10.2012
şu cumartesi ve pazar günlerinin 24 saatten 36 saate çıkarılmasını talep ediyorum. zira bize yetmiyor. bütün hafta içi nisan'ı görebildiğim anlar akşamları topu topu 2 saatten ibaret. e dolayısıyla bir hafta sonumuz var sabahtan akşama beraber olduğumuz ve o da su gibi akıp geçiyor zaten. daha fazla zamana ihtiyacımız var bence.
bir zamanlar derdim ki, dünyada sahneye çıkıp şarkı söylemekten daha haz verici, daha keyifli bir şey yok. tamam sonuçta ikisi çok başka hazlar, biri iş, biri çocuk. ama büyük konuşmamalı bu hayatta. nisan benim için bambaşka bir şey oldu. her günüm sabahtan akşama onunla geçse yine de yetmez. ha şöyle bir şey de var. evlat bağımlısı bir anne değilim, olmak da istemiyorum. ne o bana bağımlı olsun, ne ben ona.. ama ben istiyorum ki kısıtlı olan zamanımızda maksimum beraber olalım, bu zamanı ona faydalı olabileceğim bir şekilde harcayayım. gezelim, yeni şeyler öğrenelim beraberce, ben bildiklerimi öğreteyim, oyun oynayalım, uyuyalım, uyanalım, eğlenelim, keyifli bir anne-kız olalım. sert kuralları olmayan, hayatlarımıza saygılı..
ben daha önce de yazdım galiba buraya, yazdıysam tekrar olcak ama, nisan ilk doğduğu zamanlar kendimi çok da anne gibi hissedemedim. sadece sevmem, korumam, beslemem, uyutmam gereken bir minik var ve 40+3 karnımda taşısam da, o süreci sağlıklı tamamlasın diye her türlü zararlıdan uzak dursam da, yararlı olup aslında kendim hiç sevmediğim şeyleri yesem de, yapsam da, yani onun sağlığı ve karnımdaki huzuru için elimden gelenden fazlasını yapmaya çalışsam da, doğduktan uzun zaman sonra annesi gibi hissetmeye başladım. bu benim bir kusurum mu? yaksa benim gibi hisseden var mıdır bilemiyorum. ama değişmez bir gerçek benim yaşadığım. bu nisan'ı sevmedim demek değil, aksine çok sevdim ama "benim artık bir kızım var" bu sorumluluk duygusu çok daha sonra oluştu. artık çok başka duygular yaşıyorum ben. beni gördüğünde sevinen, benimle beraber olmayı seven, yanağımı okşayan, beni öpen bir kızım var. çok eşsiz şeyler bunlar.
nereden geldik bu konuyaaaaa... hımmm evet cumartesi ve pazardan. evet epey damdan atlar gibi oldu ama konuyu cumartesi pazara bağlamak isterim. cumartesi sabahtan yine her zamanki gibi annane ve dedeye gittik. kahvaltısını yaptı, uyudu. saat 13:00'da doktor randevumuz vardı. hazırlandık, gittik. her şey gayet iyi çok şükür. burun tıkanıklığı geçti, herhangi bir problem yok. oradan çıkıp nisan'ın doğum günü için doğum günü mekanı bakmaya gittik. koca izmir'in böyle bir sıkıntısı var arkadaş. çocuğuna doğum günü yapmak istiyorsun ev dışında, ama mekan yok. bir yere girdik, çok içimize sinmedi. neyse daha zaman var, başka yere de bakarız diyerek çıktık. eve döndük. sonra bir ara çarşıya gittik. son güzel havaları değerlendirelim diyerek. çarşıdan sonra, babane ziyareti yaptık ve kendi evimize döndük. pazar günü ise, hava mükemmeldi, bu güzel havada nisan'ı dışarı çıkarmadan olmaz. hadi bostanlı sahile gidelim, çocuk parklarından birinde de nisan'la oynarız dedik. veeeeee bir sonraki yayındaki fotoğraflar ve video çıktı ortaya :)
bu arada pazar günü nisan'ı sallamadan uyutma konulu kararlarımızı hayata geçirmeye karar verdik. sonuç mu? tam bir saat ağladı. bu bir saat içerisinde, 5 masal anlattım, bir yığın ninni söyledim ama olmadı. en sonunda yanına yattım, sırtını sıvazlaya sıvazlaya uyuttum. evet ayağımda sallamadan uyudu. amaaaaaa yarım saat sonra yine ağlayarak uyandı ve tekrardan uyumadı. o kadar çaba sonunda yine ayakta sallanarak uykusuna devam etti. biz de en azından denedik, olmuyor, çocuğumuz tek sorunu da bu olsun dedik, oturduk yerimize :)
bir zamanlar derdim ki, dünyada sahneye çıkıp şarkı söylemekten daha haz verici, daha keyifli bir şey yok. tamam sonuçta ikisi çok başka hazlar, biri iş, biri çocuk. ama büyük konuşmamalı bu hayatta. nisan benim için bambaşka bir şey oldu. her günüm sabahtan akşama onunla geçse yine de yetmez. ha şöyle bir şey de var. evlat bağımlısı bir anne değilim, olmak da istemiyorum. ne o bana bağımlı olsun, ne ben ona.. ama ben istiyorum ki kısıtlı olan zamanımızda maksimum beraber olalım, bu zamanı ona faydalı olabileceğim bir şekilde harcayayım. gezelim, yeni şeyler öğrenelim beraberce, ben bildiklerimi öğreteyim, oyun oynayalım, uyuyalım, uyanalım, eğlenelim, keyifli bir anne-kız olalım. sert kuralları olmayan, hayatlarımıza saygılı..
ben daha önce de yazdım galiba buraya, yazdıysam tekrar olcak ama, nisan ilk doğduğu zamanlar kendimi çok da anne gibi hissedemedim. sadece sevmem, korumam, beslemem, uyutmam gereken bir minik var ve 40+3 karnımda taşısam da, o süreci sağlıklı tamamlasın diye her türlü zararlıdan uzak dursam da, yararlı olup aslında kendim hiç sevmediğim şeyleri yesem de, yapsam da, yani onun sağlığı ve karnımdaki huzuru için elimden gelenden fazlasını yapmaya çalışsam da, doğduktan uzun zaman sonra annesi gibi hissetmeye başladım. bu benim bir kusurum mu? yaksa benim gibi hisseden var mıdır bilemiyorum. ama değişmez bir gerçek benim yaşadığım. bu nisan'ı sevmedim demek değil, aksine çok sevdim ama "benim artık bir kızım var" bu sorumluluk duygusu çok daha sonra oluştu. artık çok başka duygular yaşıyorum ben. beni gördüğünde sevinen, benimle beraber olmayı seven, yanağımı okşayan, beni öpen bir kızım var. çok eşsiz şeyler bunlar.
nereden geldik bu konuyaaaaa... hımmm evet cumartesi ve pazardan. evet epey damdan atlar gibi oldu ama konuyu cumartesi pazara bağlamak isterim. cumartesi sabahtan yine her zamanki gibi annane ve dedeye gittik. kahvaltısını yaptı, uyudu. saat 13:00'da doktor randevumuz vardı. hazırlandık, gittik. her şey gayet iyi çok şükür. burun tıkanıklığı geçti, herhangi bir problem yok. oradan çıkıp nisan'ın doğum günü için doğum günü mekanı bakmaya gittik. koca izmir'in böyle bir sıkıntısı var arkadaş. çocuğuna doğum günü yapmak istiyorsun ev dışında, ama mekan yok. bir yere girdik, çok içimize sinmedi. neyse daha zaman var, başka yere de bakarız diyerek çıktık. eve döndük. sonra bir ara çarşıya gittik. son güzel havaları değerlendirelim diyerek. çarşıdan sonra, babane ziyareti yaptık ve kendi evimize döndük. pazar günü ise, hava mükemmeldi, bu güzel havada nisan'ı dışarı çıkarmadan olmaz. hadi bostanlı sahile gidelim, çocuk parklarından birinde de nisan'la oynarız dedik. veeeeee bir sonraki yayındaki fotoğraflar ve video çıktı ortaya :)
bu arada pazar günü nisan'ı sallamadan uyutma konulu kararlarımızı hayata geçirmeye karar verdik. sonuç mu? tam bir saat ağladı. bu bir saat içerisinde, 5 masal anlattım, bir yığın ninni söyledim ama olmadı. en sonunda yanına yattım, sırtını sıvazlaya sıvazlaya uyuttum. evet ayağımda sallamadan uyudu. amaaaaaa yarım saat sonra yine ağlayarak uyandı ve tekrardan uyumadı. o kadar çaba sonunda yine ayakta sallanarak uykusuna devam etti. biz de en azından denedik, olmuyor, çocuğumuz tek sorunu da bu olsun dedik, oturduk yerimize :)
3.10.2012
küçük kitap kurdum. her şeyini al, kitabını sakın alma!
yorumsuz :)
koca dana :))
kusturan pet şişe :)
gözlüğümü ele geçirdiği yetmiyor, bir de tehtid! "atarım gözlüğünü!"
inanamadık, tam iki saat böyle uyudu :)
sana ne diyim çocuk? yerim :)
ahanda, en bomba fotoğraflar bunlar yaa :))
doğal yaşam parkındayııııız
kendi türünü görünce şaşırdı ama kaynaştılar hemen. minik keçi!
yine pet şişe elinde. bu sefer tehlikesiz :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
















































































