şu cumartesi ve pazar günlerinin 24 saatten 36 saate çıkarılmasını talep ediyorum. zira bize yetmiyor. bütün hafta içi nisan'ı görebildiğim anlar akşamları topu topu 2 saatten ibaret. e dolayısıyla bir hafta sonumuz var sabahtan akşama beraber olduğumuz ve o da su gibi akıp geçiyor zaten. daha fazla zamana ihtiyacımız var bence.
bir zamanlar derdim ki, dünyada sahneye çıkıp şarkı söylemekten daha haz verici, daha keyifli bir şey yok. tamam sonuçta ikisi çok başka hazlar, biri iş, biri çocuk. ama büyük konuşmamalı bu hayatta. nisan benim için bambaşka bir şey oldu. her günüm sabahtan akşama onunla geçse yine de yetmez. ha şöyle bir şey de var. evlat bağımlısı bir anne değilim, olmak da istemiyorum. ne o bana bağımlı olsun, ne ben ona.. ama ben istiyorum ki kısıtlı olan zamanımızda maksimum beraber olalım, bu zamanı ona faydalı olabileceğim bir şekilde harcayayım. gezelim, yeni şeyler öğrenelim beraberce, ben bildiklerimi öğreteyim, oyun oynayalım, uyuyalım, uyanalım, eğlenelim, keyifli bir anne-kız olalım. sert kuralları olmayan, hayatlarımıza saygılı..
ben daha önce de yazdım galiba buraya, yazdıysam tekrar olcak ama, nisan ilk doğduğu zamanlar kendimi çok da anne gibi hissedemedim. sadece sevmem, korumam, beslemem, uyutmam gereken bir minik var ve 40+3 karnımda taşısam da, o süreci sağlıklı tamamlasın diye her türlü zararlıdan uzak dursam da, yararlı olup aslında kendim hiç sevmediğim şeyleri yesem de, yapsam da, yani onun sağlığı ve karnımdaki huzuru için elimden gelenden fazlasını yapmaya çalışsam da, doğduktan uzun zaman sonra annesi gibi hissetmeye başladım. bu benim bir kusurum mu? yaksa benim gibi hisseden var mıdır bilemiyorum. ama değişmez bir gerçek benim yaşadığım. bu nisan'ı sevmedim demek değil, aksine çok sevdim ama "benim artık bir kızım var" bu sorumluluk duygusu çok daha sonra oluştu. artık çok başka duygular yaşıyorum ben. beni gördüğünde sevinen, benimle beraber olmayı seven, yanağımı okşayan, beni öpen bir kızım var. çok eşsiz şeyler bunlar.
nereden geldik bu konuyaaaaa... hımmm evet cumartesi ve pazardan. evet epey damdan atlar gibi oldu ama konuyu cumartesi pazara bağlamak isterim. cumartesi sabahtan yine her zamanki gibi annane ve dedeye gittik. kahvaltısını yaptı, uyudu. saat 13:00'da doktor randevumuz vardı. hazırlandık, gittik. her şey gayet iyi çok şükür. burun tıkanıklığı geçti, herhangi bir problem yok. oradan çıkıp nisan'ın doğum günü için doğum günü mekanı bakmaya gittik. koca izmir'in böyle bir sıkıntısı var arkadaş. çocuğuna doğum günü yapmak istiyorsun ev dışında, ama mekan yok. bir yere girdik, çok içimize sinmedi. neyse daha zaman var, başka yere de bakarız diyerek çıktık. eve döndük. sonra bir ara çarşıya gittik. son güzel havaları değerlendirelim diyerek. çarşıdan sonra, babane ziyareti yaptık ve kendi evimize döndük. pazar günü ise, hava mükemmeldi, bu güzel havada nisan'ı dışarı çıkarmadan olmaz. hadi bostanlı sahile gidelim, çocuk parklarından birinde de nisan'la oynarız dedik. veeeeee bir sonraki yayındaki fotoğraflar ve video çıktı ortaya :)
bu arada pazar günü nisan'ı sallamadan uyutma konulu kararlarımızı hayata geçirmeye karar verdik. sonuç mu? tam bir saat ağladı. bu bir saat içerisinde, 5 masal anlattım, bir yığın ninni söyledim ama olmadı. en sonunda yanına yattım, sırtını sıvazlaya sıvazlaya uyuttum. evet ayağımda sallamadan uyudu. amaaaaaa yarım saat sonra yine ağlayarak uyandı ve tekrardan uyumadı. o kadar çaba sonunda yine ayakta sallanarak uykusuna devam etti. biz de en azından denedik, olmuyor, çocuğumuz tek sorunu da bu olsun dedik, oturduk yerimize :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder