cumartesi günü için demir'ciğimin doğum gününe davetliydik. arda gelemeyeceği için biz de üç kuşak kızlar olarak gidelim dedik. benim sporumun son günüydü o gün. spordan çıkar çıkmaz bir acele, bir telaş mine'yle demir'e hediye almaya gittik. hemen eve döndüm, kuzucuk uyanmıştı, annanesi onu hazırlıyordu. beni görünce musmutlu oldu melek. anne, anni gel gel diye çağırıyor beni yaaa! uyyy yicem vallaha :)) onu hazırladık, biz hazırlandık. hemen yola çıktık. pretty parti evi diye bir yerdeydi doğum günü. bulmakta zorlanırmıyız acaba dedim ama kolay bulduk. yer, yön konularında kahretsin, çok iyiyimdir :) işte gün buradan itibaren nisan'a güzeldi resmen. parti evi gerçekten, rahat rahat bırak çocuğunu düşsün kalksın modlu bir yer. fakat etraftaki çocuk popülasyonu 7-8 yaş ve çoğunluk erkek olduğu için, çocukcaazım ezilme tehlikesiyle karşıkarşıyaydı. yaş ortalaması 7-8 dedim ama nisan için elbette önemli değildi. onların peşinden koşturdu, onların tırmandıkları yerlere tırmanmaya çalıştı, deli deli dans etti, akülü araba kullandı, düştü, kalktı, yerlerde süründü, balon yedi, top yedi, börek yedi, ilk defa brownie yedi... keyfi tam anlamıyla gıcırdı. uykudan uyanır uyanmaz gittiğimiz için mızmızlık da yoktu. ben biraz yorulsam da o mutluydu, dolayısıyla ben de tabii ki :) emel teyzesi, alirıza amcası, edoş, demir özlemişiz hepsini, iyi geldi bize.
parti bitti, gün bitti mi? tabi ki hayır. oradan çıktıktan sonra halama gittik. apartmanı görür görmez haya, haya bizim ki bağırmaya başladı. halası tabi çok memnun oldu minnoşu görünce. orada da kudurdu bir posta. eve döndüğümüzde uykusu gelmiş, mızmız bir bebek vardı elimizde günden bize kalan. ama yine de şeker, şeker işte :)
pazar sabahı gözümü bir açtım, bizim ki oturmuş vızvız konuşuyor yatakta kendi kendine. gözümü açtığımı görünce hemen gülümsedi. başladı anne, baba, dede, aç, abi, ap arka arkaya sıralamaya. sabah yumoşması yaptık hep birlikte. kahvaltımızı ettik. normal şartlarda bizim kahvaltımızın sonlarına doğru onun uykusu gelir. evet uykusu geldi yine, ama yatağa götürüyorum sallarım uyumaz, sallarım uyumaz.. bir saat geçti, arda uğraştı kıyameti koparıyor, ben uğraşıyorum zırıl zırıl. ikinci saatin sonunda benim uğraşlarım sonucu uyumayı başardı. uyanınca bu sefer de inci halaya gitmeye karar verdik. onlarda ilk beş dakika yabancılık çekti. sonrası yine bir kudurma faslı. allah'tan biri azılı olmak üzere iki bebeğin büyüdüğü ev orası ve hala da , enişte de oldukça aşinalar bizim durumumuza. buzdolabındaki magnetlere saldırdı. aklı fikri mutfakta. boş bıraktığın anda oraya kaçıyor. karanlıksa mutfak, yusuf yusuf geri dönüyor. birimize gel gel yapıp, elimizi tutup mutfağa götürüyor. inci halam ona oyuncaklar çıkardı. onlarla biraz oyalandı, yemek yedi, en son kalkmadan önce ıtır'lar geldi. ona çok güzel bir kitap almışlar yeni yıl hediyesi. bayıldı hediyesine. kitapta bebek saklanan bir şeyi bulmayı, altında kavramını öğreniyor. sol taraftaki sayfada, bir bebek var ve aklımda kaldığı kadarıyla altında şöyle yazıyor. "bebek kükreyen aslanını kaybetmiş, hangi kapakçığın altında?" sağ taraftaki sayfada 4-5 tane kapakçık var. kaldırıyorsun, birinin altından top çıkıyor, hayır bu değil, başka bir kapakçık kaldırıyorsun, sepet çıkıyor, bu da değil. en sonunda büyük bir kapakçık var kaldırıyorsun, kükreyen aslan çıkıyor ve bir kükreme sesi geliyor kitaptan. her sayfada değişik bir hayvan için aynı şeyleri yapıyorsun. ve her hayvanın sesi çıkıyor. bence harika bir kitap. nisan'ın da çok hoşuna gitti. sanırım bu neşeli saklambaç bir seri olarak piyasada. hatta internet üzerinden buldum diğerlerini. hepsi çok ilgi çekici gözüküyor. nisan'ın kitaplara düşkünlüğünü gördükçe, ona daha da çok kitap alasım geliyor. hatta bu seri de çok alınası duruyor :)
ıtır'ların aldığı bu işte
bunlar da serinin diğer kitapları, nisan'a hediye almak isteyen olursa hayır demeyiiiiz :)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder