cumartesi kahvaltımızı ettik, nisan'ın karnını doyurduk. uyudu uyandı, kısa taytını giydi peynir bacakları güneşten nasibini alsın diye, haydi hoppa dışarı attık kendimizi. çarşıda oraya git, buraya git, o dükkana gir, ötekinden çık derken bir sürü yeni ciciyle geri dönüyorduk kiii bir baktım yorgun düşmüş, arabada kaykılmış uymak üzere :)
tay parka gittik. çocuklar kudurdu. çimlerde koşturdular. parkta oynadılar.
nisan mı? başta herşey iyiydi. ama saat 19:00 civarı uykusu gelmeye başladı. eziyet dakikaları start aldı. ağlama, zırlama, gözleri kaşıma, esneme. arkadaşlar ve arda alışsın dışarıda uyumaya der. ben o an için uykudan başka bir şeye ihtiyacı olmayan ve henüz 6 aylık bir bebeği bu kadar ağlatmanın, üzmenin bir alemi var mı diye düşünüp dururum. tamam alışmasını ben de istiyorum elbette. ama bir yandan iki gözü iki çeşme ağlayan bir bebek var ortada ve ağlaması huysuzluğundan değil, uykusundan. neyse sonuç; saat 20:00 civarı eve dönüş elbette..
herşeye rağmen arkadaşlarla beraber olmak pahabiçilmez :)
ertesi sabah kahvaltımızı çiğ börekle yapmaya karar verdik. mavişehir'deki borga çiğ börek'e gittik.
klasik kıymalı çiğ böreki hiç kimse Ayfuşum kadar güzel yapamaz..
ama borga'nın mantarlı çiğ böreği denemeye değer.
bu arada ben diyetteyim :))
serseri, saç baş dağılmış :)
saçları düzeltince hanımkız oluyor hemen :)
biz tıkındık, bebeğimizi doyurduk, ne yapalım derken, haydi optimum'a gidelim dedik. pusette uyumaya alışan bebek, araba koltuğunda da uyur değil mi?
optimum'da fotoğraf çekmeyi akıl edemedim. veya dükkanlara bakınmaktan fırsat bulamadım diyelim :)
bize emel'lerden, annemlere aygül ablalardan mama sandalyesi geldi. nisan hanım hemen tahtına çıktı :) gayet memnun hayatından belli oluyor mu? :))





2 yorum:
son poz muhtesem!
dün seni öpmeye geldik ama yoktun :(
Yorum Gönder