3.05.2012

                          uykusu gelmiş, karnı aç ama geziyor ya geri kalan her şey teferruat :)


                                          pazar günü demek, babayla kudurmak demek :)








                                     pazar günü demek, babayla gezmek tozmak demek







                          bostanlı da tur atıldı. sonra inci hala'ya kuzenler buluşması için gidildi.
                           yorgunluk, uyku ve açlık birleşti. ortaya nur topu gibi bir kriz çıktı.
                     hemen eve yol alındı. evde uzun zamandır ilk defa kendiliğinden uyuya kaldı.
                                                             oyyy kuzum :)

          23 Nisan fotoğrafı bu. nisan'ı kanguruda taşıyamıyorum artık. yaşasın puset seven bebekler :)



                              bu da geçen pazar. pazar günü demek baba demekti değil mi?

                          baba 1-2-3-4-5 diye sayar, her saydığında bebek kahkahalarla güler.
                            nesi komik acaba bu sayıların? 6-7-8-9-10'a gülmüyor mesela :)




                                     anasının kızıdır. ilk sahne deneyimidir kendisinin.

1.05.2012

veto yiyen yazım

pazar günü size içimi dökeyim biraz dedim. dökmemişim, boşaltmışım sular seller gibi ki yazım bazı kitleler tarafından veto yedi. bu blog nisan'a ait bir blogmuş. benim şahsi sıkıntılarımın burada ne işi varmış. iyi dedik. yazıyı sildik. o zaman nisan'dan bahsedelim biraz.

nisan tam 2 gün sonra 6 aylık bir bebek olacak. yarım yaş kutlamaları yapıcam. migrosun harika limonlu cheesecake'ine bir mum dikip arda'yla beraber üfleriz. sonra da afiyetle yeriz diye düşünüyorum. gerçi diyete başladım ama bir dilim kekten bişey olmaz :)

nisan'ım gün geçtikçe daha farklılaşıyor, daha bilinçli hareketler yapıyor, daha bilinçli bakıyor, daha bilinçli gülüyor, daha bilinçli yiyor içiyor. her gün yeni birşey. çok güzel deneyimler. karşıdan seyri güzel, içine dahil olmak güzel. ona yeni birşeyler katmak, ya da en azından katmasına yardımcı olmak güzel. artık pusetinde ağlamadan geziyor. hatta dışarı çıkacak, gezecek diye göbek atıcak nerdeyse. bir dakika öncesine kadar evde zırlayan çocuk, dışarı çıkar çıkmaz susuyor. ek gıdalara başladık. sebze püresi, meyve püresi, muhallebi.. bata çıka ama yiyor işte. hem de gayet keyifle. su içiyor artık. sonraaa, babasıyla pazar günleri tam gün oyun mesaisi yapıyorlar ve tabi ikisi de zevkten ellibin köşe. ben mi ne yapıyorum? cumartesi pazarları mutluyum sadece, geri kalan günlere at çöpe gitsin. çok ama çok özlüyorum. hafta içi en fazla 2 saat beraberiz akşamları. erkenden uyuyor zaten. ben yine mutsuz tabi. bu arada uyku demişken, son günlerde gece uykuları bir acayip. normalde iki kere süt için kalkan bebek, şimdi gecede 4-5 kez uyanıyor. mızır mızır. salıncağında uyuyor tekrardan. dişinden mi acaba dedik. malum eli kulağındadır artık diye düşünüyoruz ama değilmiş. doktoru daha diş yok dedi. bence var. bence diş etinde kabarıklık da var. ama aytekin inatla yok diyor. görücez bakalım.

bu gün 1 mayıs evdeyim. 23 nisan'da da evdeydim. ama bitti işte. şeker bayramına kadar çalış dur. ıtır'ım biliyorum bu konuda bana uzaylıymışım gibi bakıyosun ama cidden kızımdan hiç ayrılmak istemiyorum ben yaa :(

17.04.2012

teyzem için



                                                  KOCAMAN ÖPTÜM AYFUŞUM :)

yaşasın hafta sonu

                                              cumartesi akşamı beril'ler bizde kaldı.
                                      balkabağı beste ablasıyla sabah kıkırdaşmasında :)
                                 bu yatağa iki kişi sığıyorduk, dört kişi de sığabiliyormuşuz :)
                                     laf olsun diye söylüyorum, yanlış anlaşılma olmasın.


                                        beril'ler evlerine dönünce biz de carrefour'a gittik.
                                 birkaç işimiz vardı onu hallettikten sonra pet shop'a girdik.
                                     nisan balıklarla, kuşlarla, kaplumbağalarla sosyalleşti :) 




                          

                              ve ben bir türlü 3ümüzün fotoğrafını çekmeyi beceremedim :)





                                       carrefour'dan sonraki durağımız bostanlı tayparktı.














uykusu gelmiş bebek çekilmez oluyor. doğruca evimizin yolunu tuttuk :)

11.04.2012

ninoşko iş yerinden bildiriyor

işe başladım bu gün. dün moral sıfırdı. bu sabah kaçınılmaz sonu kabullendim tabi, paşa paşa hazırlandım servise bindim ve kürkçü dükkanındayım. sabah arda, nisan ve ben hazırlandık hep beraber çıktık evden. beni servise kadar bıraktılar, kızım koltuğunda olan bitenden habersiz elleriyle boğuşuyordu. servise bindim camdan baktım hiiiiiç umuru değil. anne gitti mi? nereye gitti? döner mi, dönmez mi? ohooo varsa yoksa elleri :)
güzel karşılandım canım, şimdi kimsenin hakkını yiyemiyeceğim. bir tarafım iş hayatını, arkadaşlarını özlemiş de. amaaa, kocaman bir boşluk işte.. yok tarifi. özlüyorum, aklım onda. kaldı şurada 1 saat 10 dakika ama dakikaları sayıyorum. bu gün böyle geçer biter, ya sonraki günler ne olacak? alışırım herhalde zamanla, zaten başka şansım da yok :(  bir şansım şans topu, sayısal loto falan ondan umudumu kesmedim, oynamaya devam :)  dün facebook'a da yazdım, buraya da yazayım duyacak sesimi eminim.

Allah'ım 100 bin türk lirasına ihtiyacım var. fazlasında gözüm yok. duy sesimi, yap bir güzellik :))

8.04.2012

inci halası

eve alarmlı saat aldık biz haberiniz var mı? her sabah 6:30, bilemedin en geç 7:00'de ötmeye başlıyor ve işin kötüsü kapatma düğmesi falan yok. bu sabah 6:30'da öttü mesela. hiç acımadı, pazar mazar demedi, şu insancıklara bir kere de sürpriz yapayım, bir sabah da 8:00'de öteyim demedi. sağlık olsun dedik, aldık yatağımıza buyur ettik. kıkırdadı, çığlık attı, cokcok ellerini emdi, jimnastik halısında sabah jimnastiği yaptı veee bir saat sonra uyudu. tabii ki ayakta sallanarak. tabii ki benim ayağımda sallanarak. çünkü ona göre babası uyusun, annesi zombi olsun. babada huysuzluk yapıldı uyunmadı, ben aldım 15 dk. da sızdı. neyse ki çok tatlısın, çok da fazla kızamıyorum sana minnak :) 

bu gün aylar sonra kendi evimizde ilk pazarımızdı. hem de üçümüzdük sadece. arda'yla nisan ekmek almaya gittiler. ne güzel değil mi? ben de kahvaltıyı hazırladım. üçümüz kahvaltımızı ettik. nisan uyudu, uyandıı inci halamızın yolunu tuttuk. aslında çoook daha önceden yapılması gereken bir ziyaretti ama hep bir terslik çıktı. neyse gittik halamıza. nisancık başta yabancılık çekse de alıştı kısa sürede. ilk defa yüzükoyun yerde yatıyorken kendiliğinden sırtüstü döndü. kendi de şaşırdı nasıl yaptığına ama yaptı vallaha. oynadı oynadı yoruldu eve geldik hemen uyudu. bu saat oldu hala uyuyor. aman aman uyusun. artık biz de yatsak fena olmayacak. hadi görüşürüz..

5.04.2012

ben geldim

eveeet geri döndüm dostlar :)
hayatımızdaki değişiklikleri anlatmalıyım! en başta evimize geri döndük onu bir deyivereyim. malum 11 nisan'da işe başlıyorum ve artık çocuklu iş kadını hayatıma alıştırma yapmam gerekiyordu. bu kadar sefa yeter demi canım? geçen pazar eşyalarımızı taşıdık ve akşamına home sweet home :) Nisan mı? hiç sormayınız, kızım ilk geceden kendi evine damgasını vurdu. yatağını yadırgadı, evi yadırgadı. her saat başı uyandı. zaten bir haftadır üzerinde bir huysuzluk var. doğru düzgün sütünü içmiyor, uykuya dalamıyor, bir problemi var ama anlayamıyoruz. cumartesi doktora gittik, ilk defa boyu bir milim bile uzamamış, topu topu 140 gram kilo almış. doktor dangozu bu güne kadar boyu çok iyi gidiyordu, herhalde artık genetik ağır basıyor dedi. yuuuh! seviyorum adamı allahtan, "ehehe ya öyledir" dedim geçiştirdim. evet ben de biliyorum kızıma boydan yana muhteşem bir genetik miras bırakamayacağımı ama insanın yüzüne de böyle ztonçk diye söylenmez ki! ayrıca kısayım ama ... ile başlayıp sonu güzel biten bir yığın şey sıralayabilirim buraya. allah akıldan noksan bırakmasın şekerim :) zaten konu bu değildi nasıl geldim buraya? toparlıyayım. biz evimize çoktan alıştık da nisan'ın alışması biraz zaman alacak gibi. daha iyiye gidiyor o ayrı ama çok da fazla şey beklemiyorum minnağımdan.

kuzumun doğumundan önce beril'in yurt dışından getirttiği bir biberonu vardı. MAM marka, türkiye'de satışı yok. ahhhh ah mahvetti bizi. harika bir biberon, anti colic ama burada satılanlar gibi tırı vırı anti colic değil. adamlar düşünmüşler taşınmışlar harbiden yapmışlar daaaa türkiye pazarına girmeyerek büyük hata etmişler. online alışveriş yapabiliyorsun sitesinden ama  bir dolu kargo parası ödüyorsun falan. konu şu ki biberonun emzik kısmı bildiğin emziklerden değil. yani yuvarlak uçlu beynel minel bir şey değil. daha yayvan bebeğin ağzının içini dolduruyor. tamam güzel de elimizdeki biberonun emziği newborn. ee bizimki 5. ayını bitirdi. çocuk meme emmeyi bıraktığından bu yana sağdığım sütleri bu biberonla içiriyorum. alıştı emziğe başka biberon emziği de kabul etmiyor. yavrum yazık sütü çekiyor çekiyor azar azar geliyor ağzına, sinir sahibi oldu :) üstüne bir de bir yerinden akıtmaya da başladı. akıtan yere yama yaptık ama olmuyor olmuyor. en sonunda aklımıza nermin abla geldi. almanya'da yaşıyor. bu işi halletse halletse o halleder dedik ki halletti de. sağolsun bu gün yeni biberonlarımız ve 6. aya uygun akış hızlı yedek emzikleri de geldi. kızım test etti onayladı tamammış. lıkır lıkır içiyor nazar değmesin :)

başka başkaaaa. hıh, dört göz oldum ben :) gözlerimde kızarıklıklar vardı, doktora gittim allerji olmuşum bir de gözlerim bozulmuş. ilaç verdi bir de gözlük verdi. kırmızı gözlüklerim var artık benim. resim çeker koyarım. siz de görün komik oldum hihi :))

2 gün önce bebeğim 5. ayını bitirdi. neler neler yapıyor artık? tam anlamıyla sağa ve sola dönüyor. biraz daha sağlam oturuyor. masada bizim yediklerimize karşı oldukça ilgisi var. ne yiyoruz ne içiyoruz kayda alıyor. resmen lokmamızı sayıyor. etrafta olan biten her şeye ilgisi daha da arttı. eskiden yatmak istemiyordu, şimdi oturmak da kesmiyor. sürekli ayaklarının üstünde durmak istiyor. parmakları emmeye tam gaz devam. kızım diye demiyorum, çok tatlı oldu yaaa :)) nazar değmesin..