kuşum geçtiğimiz salı tam 22 aylık oldu. büyüdü kocaman oldu :) inanılmaz bir hızla dil gelişimi sürüyor. iki kelimeli cümlelerde oldukça ilerleme var. bir şarkılar söylüyor akıllara zarar. bir oynuyor, popo sallıyor, gangnam dansı yapıyor ki allah allllaaaah. geçtiğimiz hafta, daha doğrusu 30 ağustos itibariyle yıllık izine çıkmıştım. 5 gün evdeydim bebeğimle birlikte, diğer 4 gün ise çok daha önceden planladığımız 3 kişilik tatilimize çıktık. tatil dediğin şey, hem çok şahane bir şey olup, hem de çabucak biten bir şeydir. nisan'la yalnız geçen günlerimiz oyunla, kudurmacayla, kendimizi sokaklara atmacayla, mickey mouse izlemeceyle geçti. her ne kadar bebeğim desem de, nisan artık bir bebekten ziyade çocuk olma yolunda tam gaz ilerlediğini gösterdi bana. karşımda artık her dediğimi anlayan, karşılık veren bir birey var. her hali ayrı güzel ama, elbette ki şu anı inanılmaz keyif verici. bir şeyler paylaşıyor olmak muhteşem. yalnız geçirdiğimiz günlerden sonra, 3 kişilik tatilimiz için bodrum yollarına vurduk kendimizi. ilk defa aile olarak bir tatile çıktık ve başımıza neler geleceği ile ilgili hiç bir fikrim yoktu doğrusu. uyku konusu sıkıntı olur diyordum, olmadı. yemek konusu sıkıntı olur diyordum, olmadı. nisan inanılmaz uyum gösterdi. ilk başta havuza girmekten çekindiyse de, başka çocukları da havuzda yüzerken görünce o da girmek istedi. deniz kısmına her zamanki gibi tepkiliydi. soğuk, beğenmedim, çirkin, girmiycem gibi milyon tane şey söyledi. gel gör ki bodrum'a gelmişiz, böyle güzel deniz bulmuşuz, ki deniz gayette sıcaktı. öyle bir denize onu sokmamak şapşallık olurdu. soktuk tabii ki :) ağladı, zırladı, üşüdüm dedi ama girdi de :) deniz kıyısında oynadı bol bol. havuzu daha çok sevdi, bu kesin. havuza girmediği zamanlar da ne yaptı? koştu, önüne gelene bulaştı, herkesin dikkatini çekmek için elinden ne geliyorsa yaptı. oynadı, kıvırttı, at gibi kişnedi, köpek gibi havladı... bütün hünerlerini gösterdi yani anlayacağınız. ama allah'ı var, uykularında ve yemeğinde hiç bir sıkıntı yaratmadı. aşkım kızım. öğle uykusu, akşam uykusu evdeki düzenimizde oldu hep. ha tabi şöyle bir şey oldu, ben onunla beraber kaldım. çocuğu odada uyurken bırakmayacağımıza göre, arda'ya dedim, hapsolma benimle beraber, sen çık bari. ben nisan'la beraberdim her öğlen ve gece uykusunda. olsun dedim kendime, en azından ben de dinlenme fırsatı buluyorum. uzattım ayaklarımı, kitap okudum hep. gündüz havuzda denizde nisan'ın peşinde koşmaktan yorgun düşüyorduk, ben de onun uyuduğu zamanları dinlence olarak değerlendirdim. her tatil bitimi gibi, bu da hüzünlüydü benim açımdan. tam kuzumla birlikteliğe alışmışken, yeniden ondan uzak kalmak, sadece akşamları bir kaç saat görmek insanı çok üzüyor. tekrardan işe dönüp adapte olmaya çalışmak ayrı bir işkence tabi.
bu aralar nisan'ın söylediği çok şeker kelimeler var onları unutmadan yazayım da, bir zaman gelecek hatırlamak isteyeceğim :)
kipat: kitap
şeptali: şeftali
ağmut: kavun, ne alaka demeyin kavunu kesilince armut zannediyor :))
papates: tabii ki patates :)
domo: domates
fale: fare
güfe: mickey mouse'daki goofy
püüto: yine mickey mouse'daki pluto
çuka: çikolata
ciplicam: zıplayacağım
kolola: koala
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder