19.08.2013

bayram tatili ve sonrası

geçen haftanın yoğunluğundan ve benim bir türlü konsantre olamamamdan geçen hafta yazamadım. bayram arifesi yarım gündü, erkenden eve döndüm. üst baş değiştirdikten sonra hazır nisan annemler de uyuyorken evde yarım kalan, bir türlü tamamlayamadığım işler vardı, onları hallettim. bitince annemlere döndüm, bir baktım benim ki uyandı. beni karşısında görünce mutlu oldu. yatakta yumoştuk biraz. şımardı, kudurdu :) babası geldi, doğruca yeni foça'ya gittik, ilk bayram ziyareti için. nisan hanım ilk bayram parasını da aldı oradan :) pembe bir cüzdan almıştım ben ona. bayram boyunca bir o, bir de cepli şortlardan vazgeçemedi. parayı alıyor, cebinden çıkarıyor cüzdana koyuyor, cüzdandan çıkarıyor, öteki cebine koyuyor... cebini gösteriyor, pağa pağa diyor.. allahım bir kıymetli oldu topladığı paralar, anlatamam. ha! şu anda paralar noldu, nerde haberi var mı? yok. ama bayram boyunca para, gündem maddesiydi :)

bayramın ilk günü minnoşumun gülücükleriyle uyandık. bayramlıklarını giydirdim, doooğru annane'ye. kahvaltımızı yapıp biraz oturduktan sonra, babane'ye gidildi. orda enerji tüketimini tamamladığından, eve dönüp öğle uykusunda kendini bir şarj etti. uyandıktan sonra tekrar yola koyulduk. bu sefer halama gittik. onlara da çok alışkın olduğundan, e tabi bir de boncuğu var ya, musmutluydu kuzucum. ikinci günü de ziyaretle geçti diyebiliriz. bu sefer de ardanın halasına gidildi. ıtır, melis, özgür'de oradaydı. melis'le nisan'ın kimyası çok tutamadı ne yazık ki. ya da tamamıyla yaş farkından kaynaklanıyor. bilemiyorum tam olarak. büyükçe sanırım aradaki bu fark da kapanacaktır. orada da kuduruldu. o gün de öööylece bitti. ve üçüncü gün kendimize ayrılmış bir gündü. sabahtan çıktık evden. kahvaltı için ikea'ya gitmeyi planlamıştık. hatta yol boyunca nisan'ın ikaaa'ya ikaaa'ya nidalarıyla çınladık. ama ikea'ya ulaştığımızda kapalı olduğunu görünce bu sefer başka bir yer aradık kendimize karnımızı doyurabileceğimiz. nisan'a ikea'nın kapalı olduğunu anlatmak zor oldu. her 2 dakikada bir "anne, ikaaaa" diyip ellerini "ne oldu?" der gibi açtı açtı durdu. neyse çiçekliköy'de diğer kahvaltı mekanlarından farklı, daha doğal, daha huzurlu bir yer keşfettik. çınar diye bir mekan burası. yazın ne yazık ki kuruyan bir derenin kenarında. iki katlı bir ev, ve bahçesinin bir kısmını müşterilere, bir kısmını da müşterilerin yiyeceği domates, salatalık, biber, üzüm, incir... yetiştirdikleri kısıma ayırmışlar. gittik siparişimizi verdik. aaa, bir baktık evin kızı bahçeden bizim için domates, salatalık ve biber topluyor :) reçeller, marmelatlar her şeyler ev yapımı. bahçenin asmasından yaprak sarılmış, bize ikram ettiler. sonraaa, incir ağacında incir toplamışlar, yine nasibimizi aldık. kocaman bir çınar var orada ve çınara astıkları bir hamak, hemen yanında çocuklar için bir salıncak. ilk gittiğimizde bir tek biz olduğumuz için, doya doya yattık, kalktık. kahvaltımız bitince, kuruyan dere yatağında yürüyüş yaptık. çok doğal, çok sakin bir yerdi. müthiş keyif aldım diyebilirim. neyse, evimize dönerken baktık nisancık yolda sızdı, bundan faydalanıp, bir yerlere kaçabiliriz dedik. ben eve gittim, arda nisan uyanmasın diye dolandı. hazırlığımı yaptım, beni aldılar, yola çıktık, benzin bitiyor alalım diye istasyona girdik, hoooop nisan uyandı. çalıştım, çabaladım tekrar uyusun diye şekilden şekle girdim ama olmadı. günün kalanına yarım saatlik uykuyla devam etti. seferihisar'da bir yere gittik. nereye derseniz, inanın şuraya diyemem. bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. çok da muhteşem bir yer değildi. denizi soğuk, ortamı kötü, rüzgarı cabası.. kötüydü kısaca. nisan kumsalda oynadı, arda denize sokmak istedi, soktu da ama iyi olmadı. soğuk olduğu için epey bir kriz moduna girdi. vakitlice kalktık allahtan. teos'a gittik. bir şeyler yedik. vakitlice de evimize döndük. veee tatilin son gününe uyanmak için yattık. çekirdek ailemle evimizde güzel bir kahvaltıdan sonra, çıktık forum bornova'ya gittik. ikea'ya gitmeye ant içtik ya bu bayram, gittik de yani :) dolaştık, ufak bir nisan'ı kaybettik krizi yaşadık, sonra bulduk, sevindik falan.. böyle acayip bir bayram geçirdik dostlar :)

iş başı yap, adapte ol derken yine hafta sonu oldu. pazar günü, ki bu dün oluyor. çandarlı'ya gittik. daha önceden de sadece gidip, denizine girmediğimiz bir yer vardı. denizköy. bu sefer gidiş amacımız denize girmekti. ve gerçekten on numara bir denize girdik. benim gibi deniz özürlüsü bir insan bile girdiyse, suyun sıcaklığını siz düşünün. ama nisan ona da soğuk dedi ağladı yaaa :) bir kere soğuk denize girdi ya, artık tüm denizler soğuk. neyse, öyle böyle derken bir kere arda, bir kere ben soktuk denize. bu hafta sonunda kendi sıkıntılarımdan kızıma çok da vakit ayıramadım. artık hafta içinde telafi ederim ;)

Hiç yorum yok: