16.01.2012

şenlikli aşı günü, huzurlu hafta sonu














cuma günü aşı günümüzdü. üçü de iğne olan 5'li karma, verem ve konjuge pnömokok aşıları yapıldı kuzucuğa. cuma sabahtan bir heyecan aldı beni ilk defa bu kadar ağır aşıları bir arada olacak diye. ayrıca daha önceden ateşi çıkabilir dedikleri için yusuflar birkaç gün önceden beni ziyarete geldiler :) kahvaltı faslı falan derken aile hekimliğinden hemşire aradı aşınız var bu gün unutmayın diye. hiç unutur muyum? hafta başından beri bununla yatıp bununla kalkıyoruz. evdeki herkes birbirini dürtüklüyor cuma aşı var unutmayalım diye. ben zaten iğneden tırsarım, her allahın günü dürtüklene dürtüklene içime fenalıklar geldi tabi.
neyse, hemşire annemle konuştu ve anneme göre 13:30'u geçirmeyin demiş. ama aslında öyle dememiş. biz tabi kalktık 13:00'de aile hekimliğine gittik. (gidene kadar kıyamet koptu. nisan'ın enteresan bir sokağa çıkma fobisi var. ne zaman çıkmak için hazırlık yapmaya başlasak çocuk başlıyor zırlamaya, ama ne zırlamak!) hemşire odasına girdik, ortalıklarda kimsecikler yok. oradaki suratsız kadın hülya hemşire 13:30'dan sonra gelecek dedi. "ya ama bize 13:30'u geçirmeyin dedi hemşire" dedik. yok öyle bişey dedi tabi. biz saat 13:30'a kadar odada bekledik. nisan orada da bir şansını denemek istedi, fekat emzirdim salladım falan krizi atlattık. derken hemşire geldi. boyuna, kilosuna baktı, şöyle genel olarak bir kontrol etti. tamam her şey normal hadi sol kolunu açın bebeğin dedi. az sonra başına geleceklerden habersiz balkabağının kolunu açtım ve ben dayanamam deyiiip odadan sıvıştım. bir kaç saniye sonra bütün sağlık ocağını saran bir çığlık yükseldi. anaaaam bitti herhalde dedim, içeri girdim daha sadece birini yapmışlar. şimdi de bacaklarını açın dedi hemşire. bacaklarını açtık bu sefer. ben yine odadan sıvıştım. yine çığlık.. içeri girdim minik kuzuyu kucakladım hemen. buradan sonrası hiiiç ama hiç düşündüğüm gibi olmadı. kucağıma alınca sustu, eve gittik keyifli keyifli. eve gider gitmez hemen calpol verdik. yüzünü ekşite ekşite içti ama yine de sesi çıkmadı. halam geldi yine keyfi yerindeydi. güldü, agular gugular yaptı. ateşini kontrol ediyoruz sürekli. bir problem yok, allah allah falan diyorum kendi kendime. gece uyumamak için epey direndi, ateş yok ağlama yok ama bir sıkıntısı var belli. bir süre direnişten sonra ısrarlı sallamalarımız sonucu biz galip geldik ve sızdı. sabaha kadar bir sıkıntı yaşamadık. yalnız sabah erken uyandı, hafiften huysuzluğu vardı. kustu. alnına baktım hafiften sıcaklık var. totosundan ateşine baktık. ateşi 37.8 di bir kaşık calpol verdik. yarım saate kadar toparladı, tekrardan keyfi yerine geldi. cumartesi gününü de böyle sorunsuz atlattık. pazar sabahı ise gerçekten bir huzur dalgası vardı evde. sabah nisan'ı aldım arda'nın yanına gittik. babasının yanına yatırdım kuzuyu ve bolbol fotoğraflarını çektim. yaklaşık bir buçuk saat yanyana uyudular, pazar keyfi yaptılar :) kahvaltımızı yaptıktan sonra nisan'ı annanesi ve dedesine emanet edip, beste'min doğum günü kutlaması için beril'lere gittik. birkaç saat onlarda takılıp, hasret giderdikten sonra kızımızdan daha fazla uzak kalmaya dayanamayıp eve döndük.
kabus gibi geçeceğini düşünürken, benim minik kızım bizi çoook şaşırtıp, arıza çıkarmadan aşı sonrası sendromunu atlattı ve büyük bir aferini hak etti bence :)

Hiç yorum yok: