dün miniğim tam 3 aylık oldu. aslında dün bişeyler çiziktirecektim buraya ama olmadı. biraz sıkkın geçen bir haftaydı. içimden hiçbir şey yazmak gelmedi. biraz daha kafayı toparlayınca hemen koştum geldim. şimdi 3. ayımızın muhasebesini yapalım beraber.
* anne, baba, anneanne ve dedeyi tanıyor. bu dörtlüden herhangi birini nerede görürse görsün hemen tepki veriyor.
* ikinci ayında da gülüyordu ama artık resmen kahkaha atıyor. binbir türlü şebeksel hareketler yapıyor. (kırıtma, yandan yandan sırıtma, gözlerini minnie mouse gibi kırpıştırma v.b.)
* eldivenli, eldivensiz fark etmez ellerini yiyor. hatta yumruk yapıp öğürene kadar ağzının içine sokuyor. ellerini neden yediğini çözemedik bir türlü. neden olabiler bilen var mığ?
* bir ara alt dudağını emmeye dadanmıştı neyse ki kısa bir sürede unuttu
* kendi kendine konuşuyor. salıncağındaki balıklarla konuşuyor. dönencesindeki kurbağa ve papağanla konuşuyor. agu, gugu, ennn, enne, nennn.. kelime haznemiz şu an bunlarla sınırlı. bişi dicem, herkes sana öyle geliyordur dicek ama resmen bu çocuk ağlarken anne diyor. ister inanın ister inanmayın diyor işte anne diyoor hihi :)
* çok uykusu geldiğinde hiç ağlamadan zırlamadan kendi halinde salıncağında uykuya dalıyor. süper bişi bence :)
* ciddi ciddi televizyon seyrediyor. arda bu işe çok kızıyor. ama yapacak bişey yok tatlım, ne yapsan ne etsen engel olamayacaksın :) ayrıca sen de biliyorsun ki tam biz yemeğe oturduğumuzda nisan zırlamaya başlıyor genelde. sence böyle durumlarda televizyon cankurtaran olamaz mı hıı, ne dersin?
* biberona alıştı. süt sağdığımda biberonla rahatlıkla içirebiliyoruz çoğu zaman. ama nisan bu sağı solu belli olmaz. bu gün sevdiği şeyden yarın nefret edebilir.
* emzik olayını hala çözemedik. bu gün farklı bir emzik aldım. üzerine çalışmalara başlayacağım en kısa sürede.
* ceku'yu(annemlerdeki sultan papağanı) hiçbir tepki vermeden dakikalarca kesiyor. sakız'la hala hiç bir iletişimi yok. bu kötü işte :(
* belli bir aktiviteyi 15 dakikadan fazla yapmaya tahammülü yok. dönenceyle oyalanmak, salıncakta sallanmak, ana kucağında oturmak gibi.. gittikçe artan bir sesle sıkılıyorum alarmı veriyor hanfendi :)
* dışarıya çıkmak için yapılan her türlü hazırlıktan nefret ediyor. sıkıntılar geliyor, ortalık ayağa kalkıyor.
* yıkanmayı artık çok seviyor. hatta bu ay ilk defa denediğimiz filesine de alıştı. sakin sakin yatıyor yıkıyoruz. sadece kafasını yıkarken problem yaşıyoruz. ona da alışacak eli mahkum.
3. ayına bir yığın şey sığdırmış aslında miniş. bakalım bu ay neler yumurtlayacak. bu arada 2 şubat itibariyle doğum iznim bitti. süt iznim başladı ki o da mart'ın ikinci haftası bitecek sanırım. sonra da yıllık iznim var iki hafta. e harika ama dimi? kızım 5. ayını bitirene kadar yanında her anını yaşıyor olacağım yaşasın !!
3. aydönümü fotoğraflarımızı yarın ekleyebileceğim, yarın görüşürüz :)
4.02.2012
31.01.2012
herkes hasta
geçen hafta bana musallat olan nezle şimdi annemi ve babamı esir almış durumda. evdeki herkesi sıradan geçirmeden yakamızdan düşmesini umut ediyorum. iki gün sürdü benim nezlem iki gün maskeyle gezdim evin içinde. nisan, iki gün boyunca arada sırada eve uğradığımı düşündü bence. çünkü çocukcaaz yüzümde maske varken beni tanımıyordu ve hatta benden tırsıyordu diyebilirim. "benim annecim, bak buradayım " deyip maskeyi çıkardığımda gömü bulmuş gibi seviniyordu yazık yaa :) ben iki günde toparladım da bakalım bizimkilerin durumu ne olacak?
bu gün doktor kontrolü vardı nisan'ın. evden çıkana kadar her şey süperdi. ana kucağında takılıyordu güzel güzel, oyuncaklarına bakıp kikirdeyip, kendi kendine vırvırvır bişiyler konuşup duruyordu. yine her zaman olduğu gibi evden çıkarken çıldırdı. gidene kadar ağladı. sonra doktorun odasında birden sustu, hatta doktor amcasına bir ara kırıta kırıta güldü bile. fekat benim çocuğumun eserleri belli olmadığından ve uyku tam anlamıyla başına vurduğundan doktordan çıkarken artık ağlamak denmez ya ona, resmen böğürüyordu. neyse alıştık artık hep aynı sendromu yaşıyoruz, gelelim kontrol sonuçlarımıza. iki haftada topu topu 260 gram almış, boyu uzamamış, sadece baş çevresi büyümüş. doktoru sonuçları beğenmeyince haftaya bir daha gelin dedi. tahminimce geçen hafta çok fazla kustu her emdiğini çıkardı diyebilirim. bence sebep bu. bakalım haftaya salıya kadar durumu toparlayıp doktorumuzun gözüne girebilecek miyiz? eve gelene kadar böğürmekten yorgun düşünce emdi ve sızdı kaldı. bu saat oldu (23:27) hala sadece emmek için uyanıyor. babası bu gün istanbul'a gitti ve az önce geldi, bizimki onun bile farkında değil. o derece ağlamış yani :(
cuma günü 3 aylık oluyor minnoşum. 3. ayımızın şerefine fotoğraflar ve yazıyla geri dönücem. coming soon..
28.01.2012
26.01.2012
konakla başımız dertte
yaklaşık 2 hafta önce alnının hemen üstünde saçının başladığı yerde kepeklenme oldu ve gün geçtikçe daha da yayıldı. internetten araştırdım, arkadaşlarıma sordum ne yapayım ne edeyim. herkes aynı şeyi söyledi, zeytinyağı konak için birebirdir diye. iki günde bir zeytinyağı sürüyorum kafasına pamukla. 10-15 dk bekleyip konak tarağıyla tarıyorum. ilk başta kepeklenme gibi olan konak şimdi kabuk kabuk oldu. parça parça ve kabukları kalkan yerler kırmızılaşıyor. tamam zeytinyağı sürüyorum tarıyorum ama gün geçtikçe düzeleceğine daha da kötü oluyormuş gibi geliyor bana. geçen hafta doktoruna gösterdik o da aynı şeyi söyledi zeytinyağı sür tara geçer zamanla dedi. sanki kabuklar kalktıkça canı acırmış gibi geliyor. gerçi tararken ağlamıyor, pek canı yanıyormuş gibi değil ama benim içime sinmiyor ki! konuyla ilgili daha başka tedavi yöntemi bilen var mıııığ?
23.01.2012
beste'nin kardeşi nisan
ailecek 2. durağımız ilkay amcası ve beril teyzesinin eviydi. geçen hafta beste'nin doğum günü için beril'lere gitmiştik ama nisan olmadığı için saylanmadı. bu hafta yine olimpiyatköy yollarına düştük. bu sefer yumurta ziyareti için. amaç sadece yumurta ziyareti değil tabi. benim hedeflerimden biri kısır yemekti. 32 senelik ömrümde hiç bu kadar yemek odaklı yaşamadım ben. doğumdan sonra içimdeki canazor uyandı resmen. emzirdiğim için mi? tüm emziren anneler böyle mi oluyor bilmiyorum ama ben bile kendimde böyle bir yeme potansiyeli olduğunu bilmiyordum. ama işin en güzel yanı ne biliyor musunuz? yiyip kilo almamak. sanırım bu da emzirmekten kaynaklanıyor. sevdim bu işi :)
neyse, beril'lere gitmek için hazırlandık. nisan son anda uyuduğu için evden süper çıktık. araba koltuğuna yatırdık kuşu, yola koyulduk. pazar günü izmir'de mükemmel ötesi bir hava vardı. nisan hanım koltuğunda güneşlendi. tabi bir süre sonra bu kadar huzur fazla geldi ve mızırdanmaya başladı. beril'lere vardığımızda halen daha mızırdanıyordu. karnı acıkmış kuşumun.
beste başta pek ilgilenmedi nisan'la daha sonradan, yavaş yavaş sokulmaya başladı yanına. elini tutmalar, yanağından kesmik almalar, saçını okşamalar :) çok geçmeden yanına yattı "kardeşim o benim" diye sevdi. birlikte poz üstüne poz verdiler fotoğraf makinasına. sonra beste abarttı olayı bebeklerini gösterdi nisan'a, teker teker yanına yatırdı bebeklerini. bizimki uyuyunca hiç hoşuna gitmedi "yaaa uyansın oynıycam ben onunla" dedi. uyanmayınca da umudu kesti yazık :) altını temizledik nisan'ın "ıyyy çok iğrenç altına kakasını yapmış, ben altıma yapmıyorum" dedi. az sonra burnu karıştırırken yakalandı bana. "ıyyy beste çok iğrençsin burnunu karıştırma" dedim. "ama sümüğüm o benim" dedi :) seni de yerim, sümüğünü de yerim çocuk! küçük kurbaaam benim!
bütün hafta hayalini kurduğum kısırımı yedim, nisan'ı ablalarından biriyle daha tanıştırdım, sevgili arkadaşlarımla beraberdim, yumurtalarımızı da kaptık :) daha ne bekleyebilirim ki bir hafta sonundan. pek mutlu bir pazar günüydü, umarım bu haftamız da böyle geçer...
21.01.2012
19.01.2012
emzik alıştırmaları part1
daha önce ıtır'ımla konuşmuştuk bu emzik konusunu. sakinleştirici özelliği olduğunu ve ağlama krizlerinden bu şekilde kurtulabileceğimizi. denedim daha önce ama olmadı bir türlü. daha doğrusu bir iki denedim, bizimki tükürünce çok da fazla üzerine düşmedim doğrusu. dün mine'yle de aynı konu üzerine konuştuk. mutlaka alıştırmalısın, can kurtaranın olur o senin dedi. ve bu sefer kararım karar dedim işe koyuldum. ya, bizimki bilmiyor bu işi, her memeyi anne memesi zannediyor. benim mememi emerken ağzını kocaman açıp allah allah sesleriyle saldırıyor normalde ya, bunu da öyle zannetti herhalde saftoş. aa baktı süt müt gelmiyor tükürdü. o tükürdü ben ağzına tıktım. hiç hoşlanmadı bu işten. bir kaç kusar gibi yaptı, bana yediremeyince, en sonunda cok cok emmeye başladı. en azından bir süre emip, tükürüyor şimdi. denediğim meme silikondu, aceba silikondan mı hoşlanmadı kauçuk mu alsam ki diye düşünüyordum. anne memesine daha yakın bir hissiyat veriyormuş diye aldım ama onda da aynı terane. inşallah en kısa sürede alışır şu emzik olayına. ama cidden çok kararlıyım bu sefer. kussa da, öğürse de bu iş olacak.
hafta başından beri neler yaptık? kısa kısa özet geçiyorum. pazartesi hijyen ötesi bir gündü. üç koldan evi temizledik. nisan için sakin bir gündü.
salı sabahına nisan'ın kusmukları eşliğinde merhaba dedik. pek hoş bir başlangıç değil tabi. salı günü rutin muayenesi vardı kuşumun, doktoruna gittik. giderken de ilk defa kangurusunu kullandım. süper bir şeymiş, bayıldım. hiç çıkarasım gelmedi hatta bir ara evde bile bununla dolaşabilirim diye düşünmedim değil yani :) neyse, doktor muayenesi iyi geçti. balkabağımın gelişimi gayet iyiymiş. doktorundan bir aferin aldık. doktordan çıktıktan sonra halamıza gittik. halamız bizim için damat paçası diye leziz ötesi bir şey yapmış, ayrıca kısır yapmış. büyük bir zevkle mideye indirdik. salı gecemiz biraz zor geçti. nisan'ın biraz uykusal problemi vardı.
çarşamba hakikaten zor günlerden biriydi. çok fazla ağladı. çok fazla kustu. sab simpleks'i bırakma kararımın yanlış olduğuna karar verdim. daha erkenmiş bunu anlamış oldum. çocuğun bünyesine daha fazla ilaç yüklemesi yapmanın bir anlamı yok, nasılsa gaz problemi de kalmadı diyordum ama gaz problemi devam ediyormuş. yaklaşık bir hafta önce sab'ı azaltmaya başlamış, iki gün önce de tamamen bitirmiştim. anlam veremediğim ağlamaları, bu gün bunu düşününce anlam kazandı. tekrardan sab'a başladık. hadi hayırlısı.
perşembe, bir gün önceye göre çok daha iyiydi. bunu fırsat bilip çarşıda birkaç işimiz vardı, annemle çarşıya gittik. acayip bir soğuk vardı, ev sıcacık olduğu için dışarının bu kadar soğuk olabileceğini tahmin edemedik. iki saftirik, atkısız beresiz cıscıbıldak çıktık. kıçımız donarak eve döndük. eve döner dönmez de bizim su kurbağasını yıkadık. bu gün de bir ilki gerçekleştirdik, filesinde yatarak yıkandı nisan hanım. çarşamba günü kendi evimizde duran salıncağını getirdik annemlere. bu gün onu çalıştırmayı başardık ve bomba oldu. çok güzel oyalanıyor salıncağında. gecesinde uyumamak için yine direndi. sinek siklet nisan, ağır siklet reyhan'a karşı! tabi ki maç nisan'ın nakavt olmasıyla sonlandı. annaneye alkışlaaar :)
ve bu gün sabah iyi uyandık. evdeki her işimizi toparlayıp, bir yığın süt sağıp, nisan'ı dedeyle halaya emanet edip, annemle kemeraltı'na gittik. nisan'a gelen bir hediye vardı önce onu değiştirdik, biraz gezdik alışveriş yaptık. ancak kızım ciddi ciddi burnumda tüttü, daha fazla oyalanmadan eve döndük. birbirimize kavuşmanın huzuruyla, kuzucuk güzel güzel karnını doyurdu ve mışıl mışıl uyudu.
gecikmeli bir yazı oldu biliyorum şekerim. bir daha arayı bu kadar uzatmayacağıma söz, satırlarıma burada son veriyorum :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)