3.09.2012
merhaba gerçek hayat
günaydın millet! bakmayın böyle coşkulu gözüktüğüme, modum düşük. o kadar tatilden, gezip tozmadan sonra gerçek hayata merhaba demek çok da kolay olmuyor. kızımla ağustos ayını yekpare geçirdik diyebilirim. gezdik, tozduk, uyuduk, uyandık, yedik, içtik, serin sulara attık kendimizi, bir bayram geçirdik, el öptük, para topladık. eylül başı, iş başı. ööööffff ve de pöffff!
neyse çok da karartmıyayım içinizi. bu gün nisan böceğinin 10. ay dönümü. nisan artık pisi pisi çağırıyor, çiçeğe çiçi diyor, telefonuma saldırıyor. vermek istemiyorum eline, bir saniye lütfen annecim diyorum. parmağını kaldırıp bir yapıyor. ve o öyle yaptığında onun o minnak parmağını ısırmak istiyorum :) halen yürüyemiyor. emekleme modunda. tutunup ayağa kalkıyor, sıralıyor ama yürüme yok. hiç bir yerde durası yok. kucağına alırsın oradan fışkırır, yere bırakırsın kucağına al diye tutturur. kedilere, kuşlara, böceklere öpücük verir şaplata şaplata. daha bir yığın şey var da aklıma gelemedi şimdi. dört günlük tatilde ilk kez metroya bindi nisan. ve hiç de sandığım gibi korkunç değildi yolculuk. korkmadı, aksine çok da eğlendi. herkesin ilgisini çekmeye çalıştı. ona buna gülücükler attı, o minnak parmağını yine insanların gözüne gözüne soktu. metroyla optimum'a gittik maaile, hatta öyle ki o gün çalışan sevgili kocam bile kaçtı geldi. süper oldu. yarım saat bile olsa gündüz vakti birbirlerini gördüler. geçen hafta fotoğraf yükleyeceğim dedim ama fırsat olmadı. şimdi kısmet diyorum. malum bekleyenler var, sonra soruyorlar, aaa yüklenmedi mi daha diye :))
neyse çok da karartmıyayım içinizi. bu gün nisan böceğinin 10. ay dönümü. nisan artık pisi pisi çağırıyor, çiçeğe çiçi diyor, telefonuma saldırıyor. vermek istemiyorum eline, bir saniye lütfen annecim diyorum. parmağını kaldırıp bir yapıyor. ve o öyle yaptığında onun o minnak parmağını ısırmak istiyorum :) halen yürüyemiyor. emekleme modunda. tutunup ayağa kalkıyor, sıralıyor ama yürüme yok. hiç bir yerde durası yok. kucağına alırsın oradan fışkırır, yere bırakırsın kucağına al diye tutturur. kedilere, kuşlara, böceklere öpücük verir şaplata şaplata. daha bir yığın şey var da aklıma gelemedi şimdi. dört günlük tatilde ilk kez metroya bindi nisan. ve hiç de sandığım gibi korkunç değildi yolculuk. korkmadı, aksine çok da eğlendi. herkesin ilgisini çekmeye çalıştı. ona buna gülücükler attı, o minnak parmağını yine insanların gözüne gözüne soktu. metroyla optimum'a gittik maaile, hatta öyle ki o gün çalışan sevgili kocam bile kaçtı geldi. süper oldu. yarım saat bile olsa gündüz vakti birbirlerini gördüler. geçen hafta fotoğraf yükleyeceğim dedim ama fırsat olmadı. şimdi kısmet diyorum. malum bekleyenler var, sonra soruyorlar, aaa yüklenmedi mi daha diye :))
28.08.2012
gözlerine ne oldu?
bayramın ilk günüydü. geleneksel ziyaretlerimiz sırasında nisan'ın babaannesinden çıkıp çok kısa mesafedeki arda'nın babaannesine giderken kuvvetli bir rüzgar esti. o sırada yerdeki çerçöp, toz falan ne varsa havalandı ve benim gözüme kaçtı. kucağımda nisan vardı ve onun da gözlerini kaşıdığını gördüm. ne olduysa ondan sonra oldu zaten. ertesi günün sabahında uyandığında gözleri şiş ve kırmızıydı. ilerleyen saatlerde gözleri kanlanmaya başladı. sabah geç uyandı, çok uyudu ondan dedik. ama zaman geçtikçe daha da kötü oldu. çapaklanma başladı. gözlerini sürekli kaşır haldeydi. bayramın son akşamı doktoruna telefon ettim. yarın getirin bakalım dedi. ertesi gün gittik ve bir damla verdi. nisan'a o damlayı damlatmak,deveyi hendekten atlatmaktan daha zordu. canının yandığını zannetmiyorum, bizimkinin durumu tamamen psikolojik bence. zırıl zırıl ağladı her damlada. neyse damla gözlerdeki kanlanmayı geçirdi ama gelgelelim, göz kapaklarında minik minik kırmızı hafif kabarık noktacıklar çıkmaya başladı, yayıldı, fazlalaştı.. buna da evham yapıp, yeniden doktoruna götürdük. doktoru geçer, önemli bir durum yok, kaşıdıkça gözlerini tahriş ediyordur dedi. hala aynı kırmızılıklar, gün içerisinde azalıyor,artıyor. rengi koyulaşıyor, bazen görünmez hale geliyor. bilemedik ne olduğunu. işin kötüsü dün doktora götürdüğümüz sırada rengi iyice açıktı. bu sebeple de doktoru önemsiz birşey olarak düşündü bence. hatta bunun için mi buraya geldiniz gibi düşünceler de geçmiştir kafasından muhtemelen. bıraktık bakalım kendi haline. umarım geçer kısa sürede.
bu arada nisan'ın ikinci bayramıydı bu. ilki saylanır mı saylanmaz mı siz karar verin. ilk bayramda nisan 3 günlüktü. şimdikinde 9.5 aylık bir cadı olarak el öptü :) hediyeleri, bayram harçlıklarını kaptı tabi :) herkese el salladı, öpücük göndedi, tel sardı, bitti yaptı, seni seniiii yaptı, işaret parmağı havada ıh-ıh yapa yapa sürekli birilerine birşeyler gösterdi, bütün hünerlerini sergiledi. bayramın en güzel tarafı tatil olmasıdır. ağustos ayı benim için tatil ayıydı diyebiliriz. ay başında yıllık izin. bir hafta çalış, sonra bayram tatili. e şimdi ayıptır söylemesi, 30 ağustos bayramının ertesi gününü de tatil yapmış sevgili şirketimiz. yine 4 günlük tatil kapımda şekerim :) hadi resimler de geliyor birazdan. öptüm.
bu arada nisan'ın ikinci bayramıydı bu. ilki saylanır mı saylanmaz mı siz karar verin. ilk bayramda nisan 3 günlüktü. şimdikinde 9.5 aylık bir cadı olarak el öptü :) hediyeleri, bayram harçlıklarını kaptı tabi :) herkese el salladı, öpücük göndedi, tel sardı, bitti yaptı, seni seniiii yaptı, işaret parmağı havada ıh-ıh yapa yapa sürekli birilerine birşeyler gösterdi, bütün hünerlerini sergiledi. bayramın en güzel tarafı tatil olmasıdır. ağustos ayı benim için tatil ayıydı diyebiliriz. ay başında yıllık izin. bir hafta çalış, sonra bayram tatili. e şimdi ayıptır söylemesi, 30 ağustos bayramının ertesi gününü de tatil yapmış sevgili şirketimiz. yine 4 günlük tatil kapımda şekerim :) hadi resimler de geliyor birazdan. öptüm.
14.08.2012
nisan'ın son bir ayı
bir tutam saçı var bu çocuğun onu da evirip çevirip bir şekle sokmaya çalışıyorum olmuyor. en sonunda fıskiyede karar kıldık :)
bu arada, son zamanlarda dudakları hep böyle öpücem modunda
daddy's girl demiş miydim?
işte böyle kendi kendine ayağa kalkıyor artık. hatta hep ayakta artık :)
küççük kurbaa :)
cilveli böcek :)
benim dedem ve dedemin torununun çocuğu :) şeker bir durum bence :)
13.08.2012
kötü çocuk
nereden öğrendi bilmem, nisan işaret parmağını kaldırıp burnuna sokar gibi yapıyor,bazen sokuyor, bazen de burnunun ucuna değdiriyor. bir de zaman zaman elini tam anlamıyla yapamasa da(yani o minnak baş parmağını işaret parmağı ve orta parmağı arasına sokmadan) nahımsı bir şey yapıp aşağı yukarı sallıyor :)) benim merak ettiğim bunları nereden öğrendiği. bir iç güdü olamaz değil mi yani? hayır yapma deyip üstüne düşmek istemiyorum. malum yapma dedikçe daha çok yapacak biliyorum. o sebeple bıraktım kendi haline.
geçen hafta yıllık izine çıktım. tam dokuz günü kuzumla dolu dolu geçirdik. tatil yaptık, denize girdik, gezdik tozduk. nazar değmesin ya, düşündüğüm gibi olmadı tatilimiz. nisan gayet uyumlu, gayet makuldü! inanamadım ben de. daha önceki deniz girişimlerimizden ya da nisan'ın yıkanmayı çok sevmesinden belliydi suyla ilgili sıkıntı çekmeyeceğimiz ama bu kadarını beklemiyordum ben. nisan resmen deniz kenarına gittiğimizde ya da onun şişme havuzunu ortaya çıkardığımızda ağlıyor! deniz soğukmuş, sıcakmış, deniz suyundan gözü yanacakmış umuru değil. tek derdi, bir an önce denize atsın kendini, ellerini şap şap suya vursun, tuzlu tuzlu sular ağzına girsin. millet çocuğunu denize, suya zar zor alıştırır, bizimki aksine denizden çıkıyor diye ağlıyor. babasına çekmiş kesinlikle, benim denizle çok işim olmaz, ben havuz severim. neyse konumuz nisan, yine ona dönelim. yemesi içmesi öyle aman aman problem olmadı. tek sorun her zaman ki gibi uyku. uykusu geliyor ağlıyor, uyutayım diyorum ona ağlıyor. ne diyeyim yaa, bunlar da geçecek.
ama cidden büyüyor. algılar farklılaşıyor. bizlere karşı tutumu değişiyor. mesela bu tatil boyunca o kadar alıştık ki birbirimize benden başkasına pek gitmek istemedi. paylaşımlarımız daha da fazlalaştı. çok daha büyük bir bağlılık oldu aramızda. şu an iş başı durumdayım ve burnumda tütüyor resmen. kızına aşık bir anne oldum ben hayırlısı olsun :)
büyüyor dedim ya, nisan artık bizim yaptıklarımızı taklit ediyor. seni seniiii diyoruz mesela işaret parmağını kaldırıp sallıyor insanın yüzüne yüzüne. sonraaa, hadi baybay yapıyoruz hemen el sallıyor. geeeel gel yapıyoruz, avucunu açıp kapatıyor. annem tel sarar diye bir şeyler deyince, bizimki hemen elini, deli misin? der gibi açıp çevirip duruyor. uyurken uyanırken, yerli yersiz sürekli alkış yapıyor. biz bitti deyince ellerini birbirine sürte sürte bitti yapıyor. elindeki oyuncağını istediğimde, bana ver dediğimde veriyor,al dedğimde alıyor. söylediklerimi anlıyor, doğru tepkiler veriyor, falan filan. ve ben tabii ki bütün bunları yaptıktan hemen sonra onu yiyorum. yerim, kimse karışamaz, ben onun annesiyim. ayrıcalığım var yani değil mi? şimdilik bu kadar şekerler, yine görüşeceğiz arayı fazla uzatmadan. birazdan fotoğraf da yüklersem tam bomba olacak. hadi bye!
geçen hafta yıllık izine çıktım. tam dokuz günü kuzumla dolu dolu geçirdik. tatil yaptık, denize girdik, gezdik tozduk. nazar değmesin ya, düşündüğüm gibi olmadı tatilimiz. nisan gayet uyumlu, gayet makuldü! inanamadım ben de. daha önceki deniz girişimlerimizden ya da nisan'ın yıkanmayı çok sevmesinden belliydi suyla ilgili sıkıntı çekmeyeceğimiz ama bu kadarını beklemiyordum ben. nisan resmen deniz kenarına gittiğimizde ya da onun şişme havuzunu ortaya çıkardığımızda ağlıyor! deniz soğukmuş, sıcakmış, deniz suyundan gözü yanacakmış umuru değil. tek derdi, bir an önce denize atsın kendini, ellerini şap şap suya vursun, tuzlu tuzlu sular ağzına girsin. millet çocuğunu denize, suya zar zor alıştırır, bizimki aksine denizden çıkıyor diye ağlıyor. babasına çekmiş kesinlikle, benim denizle çok işim olmaz, ben havuz severim. neyse konumuz nisan, yine ona dönelim. yemesi içmesi öyle aman aman problem olmadı. tek sorun her zaman ki gibi uyku. uykusu geliyor ağlıyor, uyutayım diyorum ona ağlıyor. ne diyeyim yaa, bunlar da geçecek.
ama cidden büyüyor. algılar farklılaşıyor. bizlere karşı tutumu değişiyor. mesela bu tatil boyunca o kadar alıştık ki birbirimize benden başkasına pek gitmek istemedi. paylaşımlarımız daha da fazlalaştı. çok daha büyük bir bağlılık oldu aramızda. şu an iş başı durumdayım ve burnumda tütüyor resmen. kızına aşık bir anne oldum ben hayırlısı olsun :)
büyüyor dedim ya, nisan artık bizim yaptıklarımızı taklit ediyor. seni seniiii diyoruz mesela işaret parmağını kaldırıp sallıyor insanın yüzüne yüzüne. sonraaa, hadi baybay yapıyoruz hemen el sallıyor. geeeel gel yapıyoruz, avucunu açıp kapatıyor. annem tel sarar diye bir şeyler deyince, bizimki hemen elini, deli misin? der gibi açıp çevirip duruyor. uyurken uyanırken, yerli yersiz sürekli alkış yapıyor. biz bitti deyince ellerini birbirine sürte sürte bitti yapıyor. elindeki oyuncağını istediğimde, bana ver dediğimde veriyor,al dedğimde alıyor. söylediklerimi anlıyor, doğru tepkiler veriyor, falan filan. ve ben tabii ki bütün bunları yaptıktan hemen sonra onu yiyorum. yerim, kimse karışamaz, ben onun annesiyim. ayrıcalığım var yani değil mi? şimdilik bu kadar şekerler, yine görüşeceğiz arayı fazla uzatmadan. birazdan fotoğraf da yüklersem tam bomba olacak. hadi bye!
4.08.2012
namannallahım
bize n'oldu böyle a dostlar? ayran içtik ayrı mı düştük? bir ay olacak neredeyse. bir ayda bir doğum günü, bir evlilik yıldönümü, bir düğün kutlaması yapıp, nisoş'un alt dişlerine üst diş ekledik. benim işlerimin yoğunluğu bir taraftan, nisan'ın uyku huysuzlukları bir taraftan bir türlü denk gelemedik.
en son dokuz temmuzda yazmışım ve geçen hafta sekiz aylık oldu demişim. bu sefer de dün dokuz aylık oldu diyorum. kocaman genç kız oldu :) her şey daha güzel onunla. huysuzlukları bile güzel. melek yüzlü canavarım benim :)
nisan tam anlamıyla fırtına gibi esiyor evde. arkanı dönmeye gelmiyor. geri geri emekliyordu ya, normal bir bebek olmaya karar verdi benim kızım. artık öne, arkaya, yana, oraya buraya, her yere emekliyor. o da yetmezmiş gibi, bir şeylere veya bir yerlere tutunarak ayağa kalkıyor. yürümesi de yakındır diye düşünüyorum ya, bakalım.
alt iki dişi çıkmıştı ya, iki haftadan fazla oldu sanırım, üst dişi de çıktı. ve hatta bu gün doktoru da teyid etti, üstteki dişi de ikileniyor. bu gün yarın çıkar dedi. iki hafta önceki doktor kontrolünde öyle ahın şahım bir kilo alımı yoktu, boyu ise hiç uzamamıştı. bu günkü doktor kontrolünde ise yaklaşık 150 gr. vermiş fakat boyu gayet güzel uzamış. zaten kilo vermesini istiyorduk. malum biraz önden gidiyordu kilosu. doktoru hep biraz verse iyi olacak diyordu ki zaten nisan'ın poposundaki kurtların her geçen gün artış kaydetmesi sonucu kilo vermemesi imkansız gibi bir şeydi sanırım. çok hareketli çooooook! gözünü açar açmaz başlıyor ki tekrar gözünü kapatıp uykuya dalana kadar geçen o kadar saat içerisinde hiç durmuyor. ama bir güzel tarafı var ki kendini oyalamasını bilen bir bebek. oyuncaklarıyla olsun, luli tv'si ile olsun.
bir de geçen hafta ona ilk kitabını aldım, dokun ve hisset serisinin hayvanlar kitabı. çok güzel, çok. o seri olduğu gibi güzel. benim aldığımda köpek, kedi, tavşan, midilli, kuş, sincap vs. var ve hepsinin de bir yerinde o hayvanın tüylerine yakın dokuda ve yumuşaklıkta tüyler var. her anneye tavsiye ederim.
bence, bir bebeğe yapılabilecek en büyük iyilik, o bebeği erkenden kitaplarla ve hayvanlarla tanıştırmaktır.
aklımdayken bir kaç bir şey söylemek istiyorum hayvanlar ve bebekler ile ilgili. arkadaşlar, hayvan sevmezsiniz bu bir tercihtir, anlarım. ama siz sevmiyorsunuz diye bebeklerinizi, çocuklarınızı böyle güzel bir enerjiden, sevgi alış verişinden mahrum bırakmanızı anlayamam kusura bakmayın. bunu evimizde bir köpek beslediğimiz için söylemiyorum. beslemiyor olsaydık da, nisan'ın köpek, kedi, kuş, kaplumbağa, kertenkele, ne olursa olsun hayvan sevmesi için elimden geleni yapardım. ha şimdi evimizde bir köpeğimiz var ama nisan'a sokaktaki kedileri, kuşları elimden geldiğince göstermeye öğretmeye sevdirmeye çabalıyorum. şunu biliyorum ki hayatının hiç bir anında onlardan alacağı pozitif enerjiyi, hiç bir insan evladından alamayacaklar. lütfen tekrar tekrar söylüyorum. bebeklerinize, çocuklarınıza hayvanların sevilmesi, korunması gereken varlıklar olduğunu öğretin. dövülmesi, zarar verilmesi veya korkulması gereken varlıklar olduklarını değil!
geçen hafta bebeğimin de katılımıyla güzel bir doğum günü kutladık. dün de evlilik yıldönümümüzü. ama dünküne nisan eşlik edemedi. ardayla güzel bir kaçamak yaptık. iyi de geldi. önümüzdeki hafta yıllık izindeyim, daha bir yığın şey var yazılacak. bir yığın fotoğraf var paylaşılacak. saatlerimizi ayarlayalım şimdi. pazartesi saat 13:00- 14:00 sularında görüşürüz tamam mı?
en son dokuz temmuzda yazmışım ve geçen hafta sekiz aylık oldu demişim. bu sefer de dün dokuz aylık oldu diyorum. kocaman genç kız oldu :) her şey daha güzel onunla. huysuzlukları bile güzel. melek yüzlü canavarım benim :)
nisan tam anlamıyla fırtına gibi esiyor evde. arkanı dönmeye gelmiyor. geri geri emekliyordu ya, normal bir bebek olmaya karar verdi benim kızım. artık öne, arkaya, yana, oraya buraya, her yere emekliyor. o da yetmezmiş gibi, bir şeylere veya bir yerlere tutunarak ayağa kalkıyor. yürümesi de yakındır diye düşünüyorum ya, bakalım.
alt iki dişi çıkmıştı ya, iki haftadan fazla oldu sanırım, üst dişi de çıktı. ve hatta bu gün doktoru da teyid etti, üstteki dişi de ikileniyor. bu gün yarın çıkar dedi. iki hafta önceki doktor kontrolünde öyle ahın şahım bir kilo alımı yoktu, boyu ise hiç uzamamıştı. bu günkü doktor kontrolünde ise yaklaşık 150 gr. vermiş fakat boyu gayet güzel uzamış. zaten kilo vermesini istiyorduk. malum biraz önden gidiyordu kilosu. doktoru hep biraz verse iyi olacak diyordu ki zaten nisan'ın poposundaki kurtların her geçen gün artış kaydetmesi sonucu kilo vermemesi imkansız gibi bir şeydi sanırım. çok hareketli çooooook! gözünü açar açmaz başlıyor ki tekrar gözünü kapatıp uykuya dalana kadar geçen o kadar saat içerisinde hiç durmuyor. ama bir güzel tarafı var ki kendini oyalamasını bilen bir bebek. oyuncaklarıyla olsun, luli tv'si ile olsun.
bir de geçen hafta ona ilk kitabını aldım, dokun ve hisset serisinin hayvanlar kitabı. çok güzel, çok. o seri olduğu gibi güzel. benim aldığımda köpek, kedi, tavşan, midilli, kuş, sincap vs. var ve hepsinin de bir yerinde o hayvanın tüylerine yakın dokuda ve yumuşaklıkta tüyler var. her anneye tavsiye ederim.
bence, bir bebeğe yapılabilecek en büyük iyilik, o bebeği erkenden kitaplarla ve hayvanlarla tanıştırmaktır.
aklımdayken bir kaç bir şey söylemek istiyorum hayvanlar ve bebekler ile ilgili. arkadaşlar, hayvan sevmezsiniz bu bir tercihtir, anlarım. ama siz sevmiyorsunuz diye bebeklerinizi, çocuklarınızı böyle güzel bir enerjiden, sevgi alış verişinden mahrum bırakmanızı anlayamam kusura bakmayın. bunu evimizde bir köpek beslediğimiz için söylemiyorum. beslemiyor olsaydık da, nisan'ın köpek, kedi, kuş, kaplumbağa, kertenkele, ne olursa olsun hayvan sevmesi için elimden geleni yapardım. ha şimdi evimizde bir köpeğimiz var ama nisan'a sokaktaki kedileri, kuşları elimden geldiğince göstermeye öğretmeye sevdirmeye çabalıyorum. şunu biliyorum ki hayatının hiç bir anında onlardan alacağı pozitif enerjiyi, hiç bir insan evladından alamayacaklar. lütfen tekrar tekrar söylüyorum. bebeklerinize, çocuklarınıza hayvanların sevilmesi, korunması gereken varlıklar olduğunu öğretin. dövülmesi, zarar verilmesi veya korkulması gereken varlıklar olduklarını değil!
geçen hafta bebeğimin de katılımıyla güzel bir doğum günü kutladık. dün de evlilik yıldönümümüzü. ama dünküne nisan eşlik edemedi. ardayla güzel bir kaçamak yaptık. iyi de geldi. önümüzdeki hafta yıllık izindeyim, daha bir yığın şey var yazılacak. bir yığın fotoğraf var paylaşılacak. saatlerimizi ayarlayalım şimdi. pazartesi saat 13:00- 14:00 sularında görüşürüz tamam mı?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)