bu hafta yazıyı böyle açtım ama gerçekten şaşırtıcıydı bizim için. cuma günü, gözlerimde her yıl olduğu gibi bu yıl da başıma gelen mikrobik durum yüzünden doktora gittim. öğleden sonraya denk getirdim ki doktora oradan da eve geçeyim diye. doktordan çıkar çıkmaz doğru eve döndüm. nisancık erken bir vakitte beni görünce şaşırdı tabi. bu arada ona geçen hafta sallanan bir at almıştım, cuma günü o geldi. onu da elimde görünce çığlık çığlığa koştu geldi :) yemeğini yememiş, dedim hava güzel, dışarı çıkalım ben dışarıda yediririm. hakikaten de yedi dışarıda. bak abisi nisan nasıl ağzını açıyor, bak ablası nisan yemeğini bitiriyor derken. bir baktık nisan yemeğin dibini gördü :)
cumartesi ise hava muhteşemdi. sabahtan nisan'ın doktor kontrolü vardı. kahvaltımızı ettik, karnımız tok, doktoru da çıkardık aradan, uykusu yok henüz, e hava da süper. ne yapmalı? parka gitmeli dedik ve kızımı attığım gibi pusete parka götürdüm. sabahın o saatinde bile park kalabalıktı. nisan yaşıtlarını görünce coştu tabi :) salıncakta sallandı dakikalarca. kaydıraktan kaydı. eylül'le tanıştı. ööölü, öööölü diye diye koşturdu peşinden. eylül nisandan bir ay büyük, popodan kurtlu, tombik, mavi gözlü bir minnak. nisan'la çok iyi anlaştılar. koştular, çığlık çığlığa bağırdılar. bir saatten fazla parkta kaldık, baktım bizimkinin gözler gidiyor, eve döndük hemen. uyudu uyandı, bu seferde pazar günü yeni gelin nilay'a gidicez diye hediye almaya doğru çarşıya.. çarşıda gezdik, dolaştık. yolumuzu uzattık, güzel havadan faydalanalım diye. nisan için harika oldu. akşam ayypu'ya gittik ama orada pili tükendi. erkenden uykusu geldi. kıyamam huysuzluk yapmadı ama gözleri artık şaşıbeş bakmaya başlayınca erkenden eve döndük.
pazar günü ise öğlen saatlerine kadar evdeydik. sonra nilay'a gitmek üzere çıktık evden, feribotla gitmeye karar verdik. nisan ilk defa feribota binsin, kuşlara ekmek atalım, temiz hava alalım diye. çok da iyi oldu. feribot sefası iyi geldi hepimize. güzelbahçe'de oturuyor nilay'lar. oksijenin göbeğinde resmen. isterdim nisan öyle bir yerde büyüsün ama annelere yakın olsun diye düşününce taaa güzelbahçe'ye taşınma fikri cazip değil. nilay'lara emmeller ve doğal olarak nisan'ın eda ablasıyla demir abisi de geldi. nisan'ın demir'le olan samimiyetini birazdan fotoğraflarda da göreceksiniz. kafasını omzuna koymalar, yanağından öpmelere doyamamalar :)) neyse konuyu kısa keseyim, malum ardacım da bu satırların okuyucularından :))
nilay'ın evinin altını üstüne getirdiler 2 çocuk, bir bebek olarak. durun fotoğrafları yükleyeyim de gözlerinizle görün.
hadi şimdilik öptüm :)
birkaç haftalık mevzu ama atlamak istemedim. ileride hatırlamak açısından. telefonu eline alıp " ayoooo, baba, geh" diyor küçük fare.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder