nisancığın allerjisi daha iyi ama sümüklü böcek modu hala devam ediyor. geçen hafta otribebeyle sümüklerini çekiyorduk, ağlıyordu zırlıyordu. bir de sümükleri çekmek için müzikli, pille çalışan bir burun aspiratörü aldık.
santebebe oldukça başarılı bir alet yapmış. çocukları korkutmamak için 12 tane çocuk şarkısı yüklü içinde, gelgelelim otribebeye o kadar alışkınız ki çekiş gücü zayıf geldi. otribebe de malum bir çekişte çocuğun içinde ne var ne yok hoooop hazneye topluyorsun. bunda epey bir süre burnunda tutmak gerekiyor. süre uzadıkça daha sıkıcı bir hal alıyor çocuk açısından. bu da otribebeyle kıyasladığımızda daha kullanışsız hale getiriyor santebebe'yi. e bizim ki de bu son zamanlarda kendi burnunu uzatmaya başladı çekelim sümükleri diye. santebebe elimizde patladı resmen :)
nisancık, cumartesi ilk defa döner ve kazandibi yedi. son günlerde iştahındaki dengesizlik hala devam etmekte. biz de çok fazla üzerine gitmek istemiyoruz. değişik şeylerin tadına bakmaya bayılıyor. döneri çok sevdi. kazandibini tattırmayı ben çok istedim. dünyanın en ön yargılı insanı olduğum için çocuğum benim gibi olmasın istiyorum. ben ömrümde ilk defa sevgili sevgilimle berber olmaya başladıktan sonra kokoreç yedim mesela. ilk defa geçen ay ağzıma salep sürdüm ve ilk defa cumartesi günü kazandibi yedim. ve her zaman da bu saydıklarımı yer misin veya içer misin diye soranlara "ayyy nefret ederim veya hiç sevmem ben" cevabını vermişimdir. hiç tatmamış olmama rağmen. bu sebepten cumartesi günü hazır özsüt'ün dibine kadar gitmişken hem kendim tadıcam hem de nisan'a tattıracağım dedim. ve sonuuuç, ikimiz de bayıldık :))
cumartesi gezdik dolaştık, mağzaları talan ettik. hatta öyle ki, nisan bir mağzada tshirt'leri koydukları katlı katlı standın altına girdi, tshirt'leri yere attı, bir mağzadaki kitapları kendince yeniden dizayn etti, başka bir mağzada bir çocuğun elinde top gördü ona saldırdı, çocuk vermek istemeyince böğürdü resmen :) gündüz bir kere uyuyunca akşam uzun dayanmaz diye düşündüm. beni yanılttı ve bir ilke daha imza attı. saat 22:30 sularında babanesinden evimize dönerken ki mesafe arabayla beş dakika bile değil, benim göğsüme koydu başını, iki dakika sonra bayıldı resmen :)
pazar gününü de yine ona adanmış bir gün olarak geçirdik. hoş bir ara demir abisiyle eda ablası geldiler. ama bizim ki nisan değildi, dut yemiş bülbüldü resmen. uykudan yeni uyanmanın verdiği şebeleklik üstüne, alışkın olmadığımız manasız bir çekingenlik eklenince, bir hanımhanımcık pozlar, bir sakinlik, bir asalet... anlamadık vallaha :))
yeni kelimeler vol. bilmem kaç
ada: eda
igi: iki
ço: çorap
pappa: ayakkabı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder