24.12.2011

bebek yok'muş gibi'







bir kere olduktan sonra asla 'mış gibi' yapamıyosun arkadaşım.
şöyle gireyim konuya. bizim şirketin yılbaşı yemeğine davetliydik. geçen hafta haberi geldi ve annemle halamın desteği ile yemeğe katılmaya karar verdik. buraya kadar her şey güzel evet. "ne giysem acaba? doğum kilolarından kurtulduk ama eski elbiselerden birine sığabilir miyim ki? saçlarıma bi fön çektiririm uğraşmaya gerek yok, arda da erken gelse bari" diyen iç sesimle durum değerlendirmesi yaparken, yemekten bir gün önce şirketten eceto'yla telefonlaştık. laf arasında şirketin gripten kırıldığını öğrenince benim hastalıklı beynim oscar'a aday olabilecek senaryoları yazmaya başladı tabi. ben birinden kapıcam, ben kapmasam arda yüzde bin beş yüz kapar zaten. hıh! al sana hasta bebek. hiç hastalanmadı ki bu çocuk, ben ne yapacağımı bilmiyorum. ateşi çıkacak kesin, burnu falan akıcak. hıkk de annecim! hınkır çocuuum, çıkmıyo sümük!
deriiiin bir nefes al kendine gel! arda'yı aramalıyım dedim hemen. neyse ki sevgilim de benimle paralel bir hastalıklı beyine sahip. ortak kararımız "evet, gitmiycez!" hemen eceto'ya haber verildi fakat o gece nisan'a bakmak için anneme yardım edeceğini söyleyen halama haber verilmedi.
şimdi gelelim dün geceye. dün gece yaymış oturuyoken kapı çaldı. aaa baktık halam! "ben nisan'a bakmaya geldim siz gitmiyor musunuz" dedi. durumu anlattık. "ee ama ben geldim, o zaman siz de başka bi yere gidin eğlenin karı koca" dedi. "aha dedik süper fikir" hemen hazırlıklarımızı yaptık, nisan'ı öptük kokladık ve çıktık aylar sonra alsancak'a yol aldık. bir kordon turu arkasından equador'a girmeye karar verdik. oturduk masamıza, sipariş bile vermeden ilk iş telefon çıktı meydana. evdeki bebek bakıcıları arar ya hani :) ardından fotoğraf makinası çıktı, açıldı ve sabah çekilmiş nisan resimlerine bakılmaya başlandı. arada bir sahnedekilere eşlik edildi. konu yine nisan'a döndü. en sonunda arda "özledin mi kızını?" dedi. "evet" dedim. "ne zaman istersen kalkalım, ben de özledim" dedi. " "iyi kalkalım o zaman birazdan" dedim. biraz daha müzik dinleyip, keyiflenip kalktık.
neymiş; bir bebek dünyaya getirdiysen yok'muş gibi' davranamıyormuşsun. onun varlığından önce sana ait ne kadar alışkanlığın, yapmaktan hoşlandığın şey varsa dünyaya gelişiyle alt üst oluyormuş. hayatın tamamıyla onun istediği şekilde yönleniyormuş. senin hayatının yeni patronu o oluyormuş, o senin hayatın oluyormuş :)
iyi ki varsın küçük patron :)

2 yorum:

Mimmi dedi ki...

Fena patron..
Bu isin bonusu, hic bitmeyen vicdan azabi.. Acaba onu da yapsa miydim'lara alisman lazim..
Senin de bir hayatinin oldugunu, onun hayatinin seninkinin sahibi degil de parcasi oldugunu ogrenmen lazim.. Yoksa mutsuz, tatminsiz, acabalar'la dolu bir anne oluyorsun..
Halan super jest yapmis. Cok da iyi yapmis, en kisa zamanda tekrarlayin bence :D
Ayrica yerim!
Seni degil, Arda'yi hic degil..

Unknown dedi ki...

çok ama çoook haklısın ıtırım. daha çok yeniyim bu işlerde. birilerinin beni dürtükleyip, doğru bu aslında demesine ihtiyacım var :)