2012'den kalma 5 gün iznim vardı, hadi dedim 2 gününü kullanayım. geçen hafta çarşamba ve perşembe için aldım iznimi. kuzucukla misler gibi iki gün geçirdik. çarşamba sabahı yüzünde milyon tane gülücükle uyandı minnoş. ardacım işe gideceği için yatak sefasını fazla uzatamadan hemen çıktık evden. doooğru annemlere. nisan'ın gün arkadaşları gelecekti o gün. hazırlıklara başlamak lazımdı. kahvaltısı, şusu busu dedikten sonra. hazırlıklar yapıldı. nisan uyudu, uyandığında gün arkadaşları da teker teker gelmeye başladılar. biraz onlarla takıldık ve havanın güzelliğinden faydalanıp kendimizi sokaklara attık. iki günümü nisan'a adadığımdan, kızım ne isterse yapmaya, almaya karar verdim :) önce bir çarşı turu yaptık, sonra biraz parkta oynadık. benim bir kaç işim vardı onları hallettik. oyuncaklar aldık, balonumuzu aldık ve tekrar eve döndük. eve geldiğimizde epey bir vakit geçtiğini anladık. ki, gün teyzelerimiz kalkmaya başlamışlardı. henüz gitmeyenlerle sohbet muhabbet ettikten sonra arda geldi, eve döndük. gün de böyle bitti. ertesi günse, hava berbattı ama yine bir şeyler yapmalıyız diyerek carrefour'a oyuncaklara gittik. nisan orada kudurdu, koştu, oynadı. bir ara düştü, gözünün altını vurdu. hemen de şişti kuzucuğun vurduğu yeri.
nisan daha doğmadan önce verdiğimiz kararlardandır, çocuk düştüğünde hiç bir şey yokmuş gibi devam etmesini sağlamak. bunu da en başından beri uyguladık hep beraber. hiç birimiz düştüğünde, çarptığında, vurduğunda yaygara yapmadık, her düştüğünde hadi kalk bakalım dedik, çok kötü bir düşüş değilse kendi başının çaresine bakması için yanına hiç gitmedik. o da uyum sağladı. her düştüğünde yüzümüze baktı, tepkimizi ölçtü o ayrı ama bizden hiç bir tepki görmeyince hep kendi başının çaresine baktı. ama perşembe günü düşüşü kötüydü hakikaten. yine de çok çıldırmadı ağlarken, kıyamam yaaa :)
2 gün izni de böyle geçirdik. güzel miydi? güzeldi. peki yetti mi? kesinlikle hayır. kuzuyla bir şeyler paylaşmaktan daha güzeli yok. o anlardan daha güzeli yok. kuzumdan daha güzeli yok :)