hiiiç ama hiç aklımda yoktu diş buğdayı. tamamıyla önder'in kanıma girmesi sonucu yaptığımız bir aktivitedir. ama iyi ki de yapmışız. hazırlıkları ayrı, zevkli partisi ayrı zevkliydi. şirkette önder'le nisan'ın dişi çıktı diye aramızda konuşuyorduk ki. bana diş buğdayı yapıcakmısın? diye sordu. özlem deniz için yapmıştı çok keyifli oluyor dedi. resimleri falan gösterdi. hemen araştırmalara başladım. neden yapılır, nasıl yapılır diye. hazırlıkları yaptık ve geçen cumartesi diş buğdayı partisi vardı nisan'ımın. değişik ve güzel şeyler yapmaya çalıştım. 2 metre tül aldım. 30 tane sert plastikten bardak,pembe kurdele. plastik bardakların üzerini kestiğim tülleri kurdeleyle bağlayarak kapladım. diş buğdayını misafirlere bu janjanlı bardaklarda verdik. düşün düşün uydurmasyon bir mani yazdım, minik kağıtlara çıktısını alıp tülle kaplı bardaklara bu kağıtları zımbaladım. cici bir görüntü çıktı ortaya.
misafirlere günün hatırası olsun diye kalpli aynalar, çiçekli notluklar, içi bonibon dolu minik biberonlar aldım. nisan'ın minik resimlerinin çıktısını alıp aynaların içine, notluklarında mandallarına sıkıştırdım.
diş pastası ve kurabiyeleri çok güzeldi. önder'in kuzeni sağolsun hazırladı nisan için. tadı da görüntüsü de harikaydı. hatta görüntüsü öyle cici ki insan kesmeye yemeye kıyamıyor. annemle halam güzel güzel mamalar yaptılar. diş buğdayımız ve üzerine eklenecekler de hazırlandı. gayet güzel bir sofra kurduk.
nisan'ı süsledik, kendimiz süslendik. evi de süsledik ufak tefek. misafirlerimiz geldi. günün en şeker anı nisan'ın tepsi içindeki objelerden birini seçmesi için herkesin başına toplanmasıydı. nisan da anasının kızı olarak kitap seçti. aferin kızımaaa :)
cidden yorulduk ama değdi doğrusu. hadi resimler gelsin :)
8.06.2012
sonra ne mi oldu?
pazar gününü de atlattıktan sonra, bir daha ateşle ilgili sıkıntı yaşamadık. döküntüleri de üç günde tamamen geçti. tekrar eski neşesine kavuştu. hatta mc donalds'a akşam yemeğine bile götürdü bizi, bu da ispatı :)
6. hastalık
o da ne? diyorsunuz değil mi? nisan doğduktan sonra, çocuk hastalıklarıyla ilgili bir makale okurken görmüştüm ben de. az çok oradan aşinalığım var ama 2 hafta önce cuma günü, bizzat deneyimledim. mayısın son cuması annemlere gittim. ertesi gün tatil, mutluyum, keyifliyim. nisan ben geldiğimde daha yeni uyanmıştı. öptüm, aaaa yanakları sıcak, alnına baktım sıcak. derceyi koyduk totoya. 37.8'i gösterdi. endişelenecek bir durum yok, hafiften yükselmiş sanki dedim. ama vücudunun biraz ateşle savaşması gerek düşüncesiyle ilaç falan vermedim. bir saat falan oyalandık annemlerde ama bizim ki huzursuz. toplandık eve gittik. evde tekrar ölçtük ateşini bu sefer 38.2, yükselişe geçmiş. gece olmasından dolayı biraz endişelendim ya daha artarsa ateşi diye. doktorunu aradım yarım kaşık calpol ver dedi, rahat uyusun. verdik de rahat mahat uyumuyor çocuk. huzursuz, mızmız. ateşini ölçmeye devam ediyoruz, fena değil, 37.8 civarı. neyse o gece öyle geçti. sabah uyanır uyanmaz ateşini yine ölçtük. 38.3 bu sefer. sütünü içti, bir kaşık daha calpol verdim. ondan sonrası, calpol ver düşsün, iki saat sonra yeniden çıksın şeklinde devam etti. ben tabi ilk defa böyle ateşlenince ne yalan söyleyeyim, tırstım. ne olduğunu anlamadık çünkü. hafiften burun akıntısı var, başka da bir şey yok. grip oldu desek değil, o değil bu değil. doktoru yıllık izinde, zırt pırt arıyorum adamı, öyle yap böyle yap diyor. ben doktora götürsek diyorum, annem ben böyle bir durumda doktora götürmezdim diyor ama benim içim rahat değil. neyse artık cumartesi öğlen saat bir gibi baktım alnı her zamankinden fazla sıcak, yeniden ateşi kontrol ettik. oyy bu sefer 39.2, dedim bu böyle olmayacak. yeniden doktoru aradım o da poliklinikteki diğer çocuk doktoruna gidin hemen dedi. randevu aldık hemen gittik. kontrol etti serdar bey, üst solunum yolları enfeksiyonu dedi. birinden geçmiş olabilir dedi ki o biri benim. hastalığım tam olarak geçmemişti daha. bolbol sıvı alcak, ateş oldukça calpol ve ılık suyla duş, kakası sümüklü, kanlı olursa getirin hemen tahlil yapacağız dedi. eve döndük. calpol verdik yine, akşama doğru ateşi düştü. keyfi biraz daha yerine geldi. ama bu sefer iştah gitti. süt içmiyor, su içmiyor, meyve maması zar zor, sebze maması ağzına koymuyor. o geceyi de öyle geçirdik. pazar sabahı ateşi calpolsüz kontrol altındaydı, biz de alalım nisan'ı bol oksijen alabileceği bir yere götürelim. uzak olmasın, neresi olur? en yakın fuar var. ağaçlık en azından. gittik, orda iştah biraz daha iyiydi. biraz olsun birşeyler yedi. ateşi normaldi ama normal olmayan bir şeyler vardı. o da ensesindeki kızarıklıklar. ilk başta isilik oldu zannettim. fakat zaman geçtikçe kızarıklıklar alnına, yanaklarına, yüzüne, sırtına, göğsüne, kollarına yayıldı. sanki tüm vücudunu isilik ordusu istila etmiş gibi. hemen yine doktoru arandı tabi. bu sefer tam teşhis kondu. 6. hastalık geçiriyormuş miniğim. ama başka çocuklara göre daha hafif atlatmış. normalde 3 gün boyunca ateş 39-40 dereceden aşağıya düşmezmiş ve ateş düşer düşmez döküntüler başlarmış. nisan'ın ateşi toplasan 1.5- 2 gün sürdü. o birazcık teselli tabi.
ilk ateşli hastalık deneyimi bana neler kazandırdıya gelelim. sakin ol, 38'in altındaki ateşe müdahale etme, ateşliyken iştahsız olabiliriz yemesi için zorlama.
en kötü hastalığı bu olsun inşallah :(
ilk ateşli hastalık deneyimi bana neler kazandırdıya gelelim. sakin ol, 38'in altındaki ateşe müdahale etme, ateşliyken iştahsız olabiliriz yemesi için zorlama.
en kötü hastalığı bu olsun inşallah :(
24.05.2012
23.05.2012
gelsin fotolar
bu iki fotoğraf anneler gününden. kıza benzediği anlardan biri :)
küstüm, oynamıyorum :)
ve kayışlara taarruz başlar :))
küstüm, oynamıyorum :)
ve kayışlara taarruz başlar :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)