24.10.2013
23.10.2013
dünyanın en güzel sabahları nisan'ın beni öperek uyandırdığı sabahlardır. bu sene kurban bayramı tatili 9 gün olunca, 9 sabah öpücükle, mahmur ama mutlu bir çift gözle uyandım. her sabah aynı seramoniyi yaşadık o ayrı :) nisan beni uyandırır. biraz sonra babasına bulaşır. yatakta bir müddet yumoşulduktan sonra, nisan incem, incem demeye başlar. ardından da nino geeeeeeel diye beynimin etini yer. çünkü odasına gitmek istiyordur, çünkü oyun oynamak istiyordur ve konuyla ilgili tek muhattap olarak nino'yu görmektedir. baba uyusundur ama anne uyumasındır :) sıkıyorsa onunla gitme veya "tamam annecim, sen git, ben de geliyorum hemen" de bakalım, nasıl kıyamet kopuyor :) çok şımarttık bu çocuğu çooook :))
neyse, sonuç olarak 9 gün muhteşem geçti. birlikte yine çok eğlendik. tay park'a gittik başbaşa, atları sevdik, orada bulunan diğer hayvanları izledik. benim minik parkta koşup oynadı. bir iki hafta önce olsa oynadık derdim. çünkü parkta nisan nereye gidiyorsa, nereye çıkıyorsa ben de eşlik etmek durumunda kalıyordum. şimdi artık kendi başına merdivenleri çıkıp, kaydıraktan kayabiliyor ve kendi başının çaresine bakabiliyor. nisan'ın son 4-5 aydaki yaşadığı hızlı değişimi ve gelişimi düşündükçe şok oluyorum. geçen bunca ayın telaşesinde farkına varmıyor insan. ama geriye dönüp düşününce, geçen ay şu yapmıyordu, şimdi yapıyor dediğim yığınla şey var. inanılmaz bir hızda konuşması ilerliyor. algıları inanılmaz bir hızla değişiyor, gelişiyor. sebep-sonuç ilişkileri daha net. bakışları, gülüşleri bile ben bebeklikten çıktım artık diye barım barım bağırıyor.
tatilimiz böyle güzel ve dolu dolu geçtikten sonra, işe dönmek yine zor geldi tabi. ancak bu gün perşembe mesela ve yarın da çalışıp bu sefer 4 günlük bir tatile çıkacağız. bu da güzel :)
bu arada, nisan'ın ikinci yaş gününe kaldı 10 gün! kıyafeti hazır. pastasına karar verdik ama yaş gününü nerede yapacağımıza karar vermedik daha. onu da hafta sonu halledersek, her şeyimiz hazır olacak. şimdi bayramlık fotoğraflarımızı yüklüyorum hazır mısınız?
neyse, sonuç olarak 9 gün muhteşem geçti. birlikte yine çok eğlendik. tay park'a gittik başbaşa, atları sevdik, orada bulunan diğer hayvanları izledik. benim minik parkta koşup oynadı. bir iki hafta önce olsa oynadık derdim. çünkü parkta nisan nereye gidiyorsa, nereye çıkıyorsa ben de eşlik etmek durumunda kalıyordum. şimdi artık kendi başına merdivenleri çıkıp, kaydıraktan kayabiliyor ve kendi başının çaresine bakabiliyor. nisan'ın son 4-5 aydaki yaşadığı hızlı değişimi ve gelişimi düşündükçe şok oluyorum. geçen bunca ayın telaşesinde farkına varmıyor insan. ama geriye dönüp düşününce, geçen ay şu yapmıyordu, şimdi yapıyor dediğim yığınla şey var. inanılmaz bir hızda konuşması ilerliyor. algıları inanılmaz bir hızla değişiyor, gelişiyor. sebep-sonuç ilişkileri daha net. bakışları, gülüşleri bile ben bebeklikten çıktım artık diye barım barım bağırıyor.
tatilimiz böyle güzel ve dolu dolu geçtikten sonra, işe dönmek yine zor geldi tabi. ancak bu gün perşembe mesela ve yarın da çalışıp bu sefer 4 günlük bir tatile çıkacağız. bu da güzel :)
bu arada, nisan'ın ikinci yaş gününe kaldı 10 gün! kıyafeti hazır. pastasına karar verdik ama yaş gününü nerede yapacağımıza karar vermedik daha. onu da hafta sonu halledersek, her şeyimiz hazır olacak. şimdi bayramlık fotoğraflarımızı yüklüyorum hazır mısınız?
9.10.2013
yine yazamıyorum iki haftadır. önce nisan ateşlendi, ishal oldu. bu günlerce böyle devam etti. geçti geçiyor, düzeldi düzeliyor derken, en sonunda kaka tahlili yapıldı ve mikrobik bir durum olduğu ortaya çıktı. hemen antibiyotiğe başlandı. ama allah'da o bactrim denilen ilacı üreteni bildiği gibi yapsın. iğrenç ötesi bir şey. çocuk şişeyi gördüğü anda ağlamaya başlıyordu yani. neyse bir hafta kullanıldı. tam nisan iyileşti, bu sefer ben grip oldum. boğaz ağrısı, ağız, burun akıntısı. bu gün tam bir hafta oldu, hala sesim düzelmedi. tam ben iyileşiyorum derken, nisan grip oldu. ayyyy yani anlayacağınız, bu aralar bir hastalık furyası yakamızı bırakmadı. tüm bunlar olurken, arda fas'a gitti. biz pılımızı pırtımızı toplayıp annemlere yerleştik. ama o da kabus oldu. nisan ki, annemlerin evinde büyüyor, o eve, yataklarına ne kadar alışkın. çocukcağazım resmen kendi yatağını aradı. ilk gece sabaha kadar mıymıymıy döndü durdu. bende tabi uyku yok. ikinci gece, yine aynı olunca, saat 12 gibiydi, babama bizi eve bırakmasını söyledim. yok yani, 3 dakika uyuyorsa 10 dakika mıymıy yapıyor. ertesi gün iş var ve ben zombi gibi oldum. evimize gittik, nisanı yatağına yatırdım, mışıl mışıl uyudu. sonra ki geceler evimizde kaldık. böyle gelip geçti iki hafta. detay yazamıycam, çok fazla kayda değer birşey yok. önümüzdeki hafta 9 gün tatil var kurban bayramı dolayısıyla. bu gün perşembe ve kaldı bir gün :) bayramı geçiniz, ondan sonra ki hafta yine döneceğim.
öptüm :)
öptüm :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)











































































