6.01.2012















annanemiz evden kaçtı :)

yaklaşık 1 aydır annemlere konuşlanmış durumdayız. hamile olduğumu öğrenir öğrenmez doğal gaz bağlatmışlardı evlerine. malum nisan kış bebeği olacağı ve ben işe başladıktan sonra bebişe onlar bakacağı için torunlarına kıyamadılar, kombiyi taktırdılar. biz neciysek burada! hıh! neyse biz de bir ay kendi evimizde kaldıktan sonra fırsat bu fırsat, ben işe başlayana kadar sıcacık ev var deyip yerleştik bir güzel annemlere. sevgili anneciim doğumdan beri, yani 2 aydır gece gündüz hep bizimleydi. nisan'a geceleri ikimiz, gündüzleri babam, annem, ben olarak üçümüz baktık.
bunca kader birliğinden, uykusuz gecelerimizde birbirimize destek olduktan, 7/24 kaka gaz ve kusmuktan oluşan hayatımızda sırt sırta verdikten sonra annem naaptı? bu sabah bizi terk etti. beni 5 koca gün arda'ya teslim etti . kaçtı gitti! böhüüüüüüüü (gerçi gündüz babam var ama olsun durumu daha bi dramatik hale getirmem lazım)
annem bizi bırakıp, istanbul'a gitti onur'un düğününe. onuuur! kalleş misin kızım sen? durdun durdun tam evlenecek zamanı buldun. aferin yani. bu kadar bekledin bi yaza kadar da mı bekleyemedin? çocuk olsaydı bir 6-7 aylık bari. işallaa yağmur çamur götürsün istanbul'u, işallaaa özene bezene yaptırdııın o gelin başına kargalar kaka yapsın!
annneeee geri dön! bak nisan söz verdi bi daha pijamana kusmıcakmış! bak ben de söz veriyorum gece emzirdikten sonra "benim çişim geldi, nisan da gazını çıkarmadı alsana iki dakka şu çocuğu" deyip sana kakalamıycam. ayrıca nisan'a senin resmini gösteriyorum, ağlıyo çocuk! özledi işte napsın?
salı'ya daha çok var değiştireyim mi biletini hııı? hadi be anne, hadi be hacı :)

5.01.2012

huysuz diilim ben :)





evet her zaman huysuz değil :)







kaybolan yılbaşı fotoları







4.01.2012

3.01.2012

3 Ocak 2012

3 Kasım'da doğan miniş bu gün tam 2 aylık oldu! ve durdu durdu bugün huysuzlukta top yaptı. bundan ötesini tasavvur edemiyorum artık.
Bu sabah güne çoook erken başladık. normalde kalkışımız 11'i falan buluyorken, bu gün 9'da ayaktaydık hepimiz. çünkü sabahın köründe bozulan çamaşır makinasını tamir için münasebetsiz servisçiler geldi. onlar geldiklerinde her şey normaldi. gittiklerinde de normaldi. nisan uslu uslu emdi, gazını çıkardı, uslu uslu kustu(rutin oldu bizim için, kusmazsa şaşırıyoruz artık)
Dünden sevgili şirketimin maaşımı başka bir banka hesabına yatırdığını öğrendim(sinir oldum) , hatta o bankada bana ait bir hesap olduğunu bile dün öğrendim(buna da sinir oldum tabi). artık hayatımda her şeyin benden bağımsız değiştiğini görmek ve benim her şeye seyirci kaldığımı fark etmem de fazla vaktimi almadı doğrusu. bu farkındalıkla ve gazla birkaç ciddi karar aldım. sonra(yaklaşık üç dakika içinde) vazgeçtim. anladım ki uzun vadeli planlar ve kararlar artık bana göre değil. en son hayatımı akışına bırakmaya karar verdim :)
Neyse, konu bu değildi zaten. kaldığımız yeeerrr, hah! nisan'ı annemlere emanet edip bankadaki işlerimi halletmek için çıktım. tüm bankalardan ve bankacılardan nefret ediyorum, tiskiniyorum. bankacı arkadaşlarımdan özür diliyorum ama istisnalar kaideyi bozmuyor, kusura bakmayın yane :) bir işlemi yaptırabilmek için bir yığın sıra bekliyosun, gişedeki kompleks abidesi suratsızların ukalalıklarını çekiyosun, telefon bankacılığına bağlanıyosun mutlaka müşteri temsilcilerinin hepsi şu an meşgul oluyo, bağlandığın zaman da, bilmemneniz eksik tamamlayın öyle arayın diyolar. huzurunla gittiğin bankadan stres topu olarak geri dönüyosun. tam da bunlar benim başıma geldi işte. sinir ve stres içerisinde işimi bitirip eve döndüm. ve asıl bomba bundan sonra başladı zaten. geldiğimde nisan ağlıyordu. dakikalar geçtikçe kriz kat sayımız daha da arttı ve bir bebek nasıl bir canavara dönüşür onu gördüm. doktora gidecektik kontrol için, hazırlarken susmadı, arabasına koyduk zırzır ağlamaya devam etti, poliklinikte ise tavan yaptı. sanki çocuğa iğneler batırıyosun, saçlarını teker teker yoluyosun, tırnaklarını çekiyosun falan. etraftakiler bön bön bakıyolar, ayy bi çocuğu susturamadılar bakışları fırlatıyolar. doktora girdik, doktor amcayı görünce biraz sakinleşmek zorunda hissetti kendini sanırım. o da fazla uzun sürmedi. adamı bile bezdirdi hayatından. doktoru bir çeşit aşı yaptı, aşı dediysem iğne değil ağızdan bir ilaç (ishal içinmiş, ikinci ay bitiminde yapılırmış). bebeğimizin sağlık durumunun ve gelişiminin son derece normal ve iyi olduğunu öğrenip, ikinci ay bakımımızı yaptırıp doktordan çıktık. eve geldik hala ağlıyordu. ağlamaktan yorgun düşüp uyuyunca bir oh dedik. dediğimiz son oh'tu o. bir saat sonra uyandı, akşam ve gecenin geri kalanını drakula gibi geçirdik. bir dakika gözünü kırpmadığı gibi gece üçe kadar anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdi. arda ve babam bizi kendi kaderimize terk ettiler, yattılar. annem ve ben zaten uzatmaları oynuyoduk, en son üç buçuk sularında nisanın da şarjı bitti ve kızımın ikinci ay dönümü kutlamaları böylelikle son buldu...

1.01.2012

tabii ki bir yeni yıl yazısı :)







miniğimin yine keyfi yok son birkaç gündür. onunla uğraşmaktan, ona üzülmekten bir türlü fırsat bulamadım. dün yine çok mızıldanıyordu, yine fitil attık totoya, keyfi yerine geldi biraz. hazırlıkları yaparken sevgilim de sağolsun, muhteşem araştırmacı kişiliğiyle youtube'da kolik bebeklere iyi gelen, uyumalarını sağlayan müzikler buldu. yeni bebeği olup da kolik problemi yaşayanlara duyrulur. gerçekten işe yarıyor. bu sayede nisan uyudu kaldı. biz de hazır bu işe yaradı fırsat bu fırsat dedik, mezelerimizi, yemeklerimizi hazırladık annemle. hayatımda ilk defa humus yaptım. çok başarılı oldu. onu yap bunu yap derken akşam oldu zaten. hemen nisan'ı hazırladım. ıtır'dan gelen kırmızı elbiseyi giydirdim. kafasına kırmızı bere bulamadığım için elbisenin yeleğini bere yaptım. kafasına tutturamadım bir türlü ama kısa bir süreliğine işe yaradı, noel anne oldu benim kızım. çok da tatlı oldu :) bir-iki saat ancak dayanabildi içinde elbisenin. malum bizimki pek sıkıntıya gelemiyor. terledi, huysuzlandı. ama o haliyle bol bol fotoğraf çektim sizin için :)
tüm yemek boyunca dönencesindeki kurbaa, papağan ve balıkla kesişti durdu, bundy'i de yanından ayırmadı tabi.
yemeğimizi yedikten sonra bir saat kadar cebelleştik uyuması için uyudu uyandı. ama tam yeni yıla gireceğimiz sırada kucağımda uyuya kaldı. yeni yıla uyku modunda girdi yani. ne güsel değil mi?anlaşıldığı gibi bu durumdan hiç de şikayetçi değilim. yeni yıla nasıl girersen tüm yılın öyle geçermiş tezini dikkate alırsak, körün istediği bir göz allah verdi iki göz durumu benimki! ben uyuyan kızıma sarıldım, sevgilim ikimize birden sarıldı, yeni yıla böyle girdik :)
fotoğrafları da paylaşıp, bu yeni yıl muhabbetini böylece kapatıyorum.
yeni yıl, tüm beklentilerinizin gerçeğe döndüğü, sağlık ve huzur dolu bir yıl olsun :)